Seni Seviyor Musun?

Arzu DEMİRDÖVEN

Kendimize yeterince sevgi ve değer verebiliyor muyuz? Kendimizi olduğumuz halimizle alıp kabul edebiliyor muyuz? Yoksa başkalarının bizi sevmesini ve onaylamasını mı bekliyoruz kendimizi değerli hissetmek için? Ya da sadece “mükemmel” olduğumuz zamanlarda mı bunları hak ettiğimize inanıyoruz? 

Bazen bu hayattaki tek sınavımızın kendi değerimizi hiçbir koşula bağlı olmadan alıp kabul etmek olduğunu düşünürüm. Yaşadığımız deneyimlere şöyle bir bakarsak, hepsinin temelinde değer-sevgi-şefkat ihtiyacı olduğunu fark edersiniz. Onca duygusal travma, ayrılık hikayesi, iflas, hastalıklar dahil. 

Her birinin temeline indiğimizde; sevilme ihtiyacı, değerli hissetme kaygısı, öz-şefkat eksikliği ile karşılaşmamız oldukça yüksek ihtimaldir. 

Peki nedir kendimizle derdimiz?

Bize küçüklüğümüzden beri implantlanan bakış açılarıyla yakından ilgilidir bu konu. Sevilmek için anne-babayı memnun etmek gerektiğini öğrendik, öğretmenimizin bizi değerli hissettirmesi için doğru cevaplar vermemiz gerektiğine, aksi halde bunu hak etmediğimize inandık, şefkati hep başkalarından bekledik. Kendini sevmeyi “bencillik” olarak algıladık hep. “Benci” olmak gerekliydi halbuki, bu ayrımı yapamadık. Hal böyle olunca biz de, bu temel ihtiyaçları hep dışardan karşılamak gerektiğine ve bunların hak edilmesi gerektiğine inandık bir süre sonra. Hiç kimse bize, “Sen olduğun halinle mükemmelsin ve seni her neysen o halinle alıp kabul ediyorum. Sen zaten bir hediyesin.” demedi. “Kendini sevmelisin, değer vermeli ve kendine en az başkalarına gösterdiğin kadar şefkat göstermelisin”, demedi. Önce kendine verilmeyen hiçbir duygu, başkasına verilemez gerçekte. Çıkar içindir. Almak için vermektir, koşula bağlıdır öylesi vermek.
Halbuki insan, kendinden taşanı verebildiği müddetçe verdiği şey gerçektir. Aksi halde orda gerçek bir değer verme ve koşulsuz sevgi yoktur.

Öz-şefkat, öz-değer ve kendimizi sevmenin ne denli gerekli olduğunu duygusal ilişkilerde görürüz en çok. Ayrılık travmalarının temelinde kendini kurban eden biri vardır mutlaka. Sevilmek için kendinden vazgeçmesi gerektiğine inanan ve bağlı olmayı “bağımlı” olmakla karıştıran biri… Hal böyle olunca dengeler bozulur ve ilişkiler hasar görür. Kendine değer vermeyen, kendini sevmeyen, kendine şefkatle yaklaşmayan, kendisini ilişkisi için imha eden hiç kimse; karşı taraf için çekici görünmez. Bu durumu fark etmek yerine, sızlanmayı ve suçlamayı tercih ederiz; bazen kendimizi, bazen karşı tarafı.

O halde; şu andan itibaren, kendini sevmenin başkalarını hiçe saymakla ilgisi olmadığını bilseydik bu eylemlerimize nasıl yansırdı? 
Kendine değer vermenin şımarıklık olmadığının bilincinde olsak, hayatımız daha yolunda olur muydu?

Kendimize tüm deneyimlerimiz için şefkat duysak nasıl olurdu? Mükemmel olmadığımızı düşünüp kendimize lanet okumaktansa, her şeyi bir deneyim olarak görseydik bu ne yaratırdı?


Sevgimle🌹

Arzu Demirdöven

İnstagram: @yeni1senicin

loading...

Seni Seviyor Musun?” için 3 yorum

  • 24 Mayıs 2020 tarihinde, saat 19:09
    Permalink

    En acımasız olduğumuz kişi genelde kendimiz oluyoruz.Bunuda alçak gönüllülük olarak görüyoruz. Biiyoruz ya lış ama gene yapıyoruz

    Yanıtla
  • 24 Mayıs 2020 tarihinde, saat 19:17
    Permalink

    Arzu hanım süpersiniz 😂

    Yanıtla
  • 25 Mayıs 2020 tarihinde, saat 10:22
    Permalink

    Terapi gibi bir yazı olmuş canım kaleminden çıkıp yüreğime dokundu sen lütfen hep yaz yüreğine sağlık 😍

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir