Silisyum Dioksit Kimyasal Formülüne Sahip Taşlara Kuvars Diyoruz

KRİSTALLERİN, ilk bakışta enerjilerinin olabileceği ve bu enerjilerin şifa verici etkisinin olabileceği hayal gibi hatta mucize, tılsım gibi görülebilir. Bunu anlayabilmek için biraz gözlem yapmak, biraz deney yapmak ve fiziğe başvurmak gerekebilir. 

Doğal taşlarla yapılan binalar doğal taşların kristallerinin pozitif enerjileri ile yüklüdürler. Böyle binalara girdiğimizde üzerimizdeki negatif enerji gider, dinginlik hali hakim olur ve içimiz huzur dolar. 

Kristallerin elektronik aletlerin gelişiminde kullanılmaları, silikon teknolojisinin bilgisayar teknolojisinde kullanılması sayesinde, hafıza gücümüzü ve bilgi depomuzu genişletebileceğimiz yeni araçlara kavuştuk. Kristaller, birçok bilimsel buluşta önemli roller oynamaktadır. 1960’larda Bell Laboratuvarı bilim adamları geliştirdikleri ilk lazerin anahtar bileşeni olarak yakut bir kristal kullanmışlardır.

Şamanlar da ilkel ritüellerinde büyüsel ve tılsımlı özellikler atfettikleri  kristallerden faydalanmışlardır. 

            Kristallerin enerjisini anlayabilmek için bir tohumun içindeki hareketsiz yatan enerjiyi anlamamız gerekir. Tabiat, bu tohum içinde uyuyan enerjiyi uyandırır. O tohumu toprağa gömmek ve tabiatın uyandırıcı güçlerine terk etmek zorundadır.

Kuvars kristalleri bugün yaygın olarak kullanılan elektronik cihazların birçoğuna girmiştir. Bugünün saatlerinin ana bileşeni kuartz kristalleridir.

Kuvars kristallerinin zamanı söylemede kullanışlı olmalarının sebebi onların elektrikle uyarılabilir olmalıdır Kuvars kristallerinin bu özelliği “piezoelektrik” olarak bilinirler…

IBM’de bir bilim adamı olarak çalışmış olan kristal araştırmacısı Marcel Vogel’e göre; “kristal iç yapısı bir mükemmellik ve denge durumu sergileyen nötr bir nesnedir. Uygun bir biçimde kesildiğinde ve insan beyni onun yapısal mükemmelliğiyle ilişkiye girdiğinde, kristal kullanıcının zihin güçlerini genişleten ve büyülten bir titreşim yayar.

Bir lazer gibi bağdaşık, yüksek konsantre bir formda bir enerji yayar ve bu enerji arzuya tabi olarak nesne ve insanlara iletilebilir. Kristalin akıldan akıla iletişimde kullanılabilmesine rağmen, onun yüksek amacı ağrı ve acının giderilmesinde insanlığın hizmetindedir.

Uygun bir eğitimle, bir şifacı bir hastanın vücudunda hastalık örüntüleri şeklini almış negatif düşünce formlarını bertaraf edebilir. Bir insan duygusal olarak baskılandığında, sıkıldığında, gizli enerji bedeninde bir zayıflık oluşturur ve hemen ertesinde bunu bir hastalık takip eder.

Bir şifacı yoğun kesilmiş bir kristalle bu hastalığı kesip atabilir, fiziksel bedenin bütünsel bir duruma geri dönmesine yol açarak enerji bedeninden negatif örüntüleri bertaraf edebilir.”

Kristalleri bir manyetik kayıt ortamına benzetebiliriz. Kristal, bilincin yüksek boyutlu enerjilerinden yararlanan uzman bir bilgiyle programlanmıştır.

Şifacının kafasındaki düşünce veya görüntü ne kadar net ise kristalin içinde depolanacak enerji bilgili görüntü de o kadar kesin ve net olacaktır. Kristaller teker teker, tek bir spesifik enerji fonksiyonunu başarmak üzere programlanmalıdır.

Bir manyetik kayıt diskine benzer şekilde kristalin enerji hafızası tek bir bilgi grubunu aynı anda kabul edecektir. Bir kristali yeni bir enerjisel düşünce formu veya fonksiyonuyla yükleyebilmek için, aynen bir manyetik diskteki gibi, yeni bilgiyi yüklemeden önceki eski içeriğin temizlenmesi gereklidir.

Yazar : Tuna Kamhi

loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir