Buz dağının görünmeyen kısmı: Bilinç6

“Bilinçaltının gücünün farkında olmayan kişi başına gelen her şeyi kader zanneder.”  Carl Gustav Jung

Arzu DEMİRDÖVEN

Bilinçaltı  derya denizdir. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren olan biteni algılarız aslında. Annemizin hamilelik koşulları, sağlığı, psikolojisi, huzur durumu…

Veriler yavaş yavaş yerleşmeye başlar bilinçaltımıza. Biz doğarız, “Nasılsa bebek daha anlamaz.” denir fakat yanımızda olan biten iyi-kötü her şeyi enerjik olarak algılarız.

Biraz daha büyür oyuncaklarımızla oynarken televizyonda konuşulanları, annemizin komşuyla kahve içerken yaptıkları yorumları bir kasede kaydeder gibi kaydederiz bilinçaltımıza. 

Şu an yaşınız kaç olursa olsun, evlilik seçiminiz, parasal durumunuz, hayata bakışımız, sağlık durumumuz; hep o dönemlerin, özellikle 0-7 yaş döneminin izlerini taşır. Sonra biraz daha büyür okula başlarız.

Bu kez öğretmenimiz ve arkadaşlıklarımızın bakış açılarını kopyalarız. 7-15 yaş aralığında,  0-7 yaş kısmında kaydettiklerimizi değiştirebildiğimiz veya sağlamlaştırdığımız yaş dönemidir. 

Böyle böyle, şu an ki bakış açılarını sahiplenir ve olduğumuzu zannettiğimiz BEN oluruz. Zannettiğimiz diyorum zira kendimizle ilgili doğru sandığımız şeylerin yüzde kaçı gerçekten bizim acaba? Hadi biraz bunlara bakalım:


*** Para zor kazanılır.

*** Evlilik ateşten gömlektir.

*** Kadın olmak kendini feda etmeyi gerektirir.

*** Erkekler kadınları ezer.

*** Kadın erkeği ezmelidir yoksa erkek suistimal eder.

*** Kadın belli bir yaştan sonra çöker.

*** Geçim sıkıntısı diye bir şey olmalıdır.

*** Zengin olmak için babadan kalan mallar olmalıdır aksi takdirde zengin olmak bir hayaldir.

*** Güzellerin kaderi kötü olur.

*** Büyüğünün yanında çocuğunu sevmek ayıptır. 

*** Para kirlidir.

*** Ailemde kalp rahatsızlığı var benim de kaderim bu.

Örnekler sonsuza doğru gider. Bu örnekleri okuduğunuzda bir saniye durup düşünün. Bunların kaçı gerçekte size ait? Çoğunun annenize, babanıza, arkadaşınıza ve hatta Yeşilçam filmlerine ait olduklarını fark edeceksiniz. 😄

İşte tüm bunlar bilinçaltımızda öyle sağlam oturur ki hayati seçimlerimizi yaparken bu bilgiler bir anda bizi uyarır. Evlilik örneğinden gidelim.

Diyelim ki anneniz komşu teyzeyle sohbet ederken şöyle bir şey duydunuz : “Evlilik bir kere olur.” Bu bilgi size ikinci evliliği yaptırmamak için ya berbat bir evliliğin içinde hapis olmaya iter, ya da ikinci evlilik için korkutur ve mümkün olmadığını zannettirir. 

Bu kadar güçlü bir etkiye sahip olan bilinçaltını daha yakından tanıyıp, kayıtlı bilgileri nasıl değiştireceğimizden bahsedelim mi? Bir çok yöntem var fakat ben herkesin kendi kendine uygulayabileceği bir yöntem olan “olumlamalar”dan bahsetmek isterim. Olumlamaya bir kaç örnek : 

***Ben değerliyim. 

***Kendimi seviyorum. 

***Kendimi onaylıyorum. 

***Ben zengin olmayı hak ediyorum .

***Ben sağlıklıyım. 

Her şeyin bir dili vardır. Aynı dili konuştuğumuzda anlaşmamız kolaylaşır. Örneğin; arabanın dilinden anlamak, bebeğin dilinden anlamak, müşterinin dilinden anlamak vs. Peki biz, buz dağının görünmeyen kısmı diye tabir edilen; kazanacağımız paradan, yapacağımız işe; sağlığımızdan, hayallerimize kadar her alanda etkisinde olduğumuz bilinçaltını tanıyor muyuz ve hangi dili konuştuğunu biliyor muyuz? Bilsek hayatımız daha kolay, eğlenceli ve keyifli olur muydu? 

Bilinçaltımızı daha iyi yönetmek için gelin şimdi onun dilini öğrenelim. 😊


1) BİLİNÇALTI GEÇMİŞ,GELECEK ZAMANDAN ANLAMAZ. ONUN İÇİN GEÇERLİ OLAN TEK ZAMAN “ŞİMDİKİ ZAMAN”DIR. 


Ben zengin olacağım. Ben mutlu olacağım.değil.  Bunların yerine; Ben zenginim. Ben mutluyum. kullanmalıyız. Şu an olmuş gibi duygumuzu katarak söylediğimizde inanması daha kolay olur. Aksi halde hep gelecekte bir yerde mutlu olmak veya zengin olmaktan bahsetmiş oluruz. O gelecek de hiçbir zaman gelmez. Hep gelecekte bir yeri vardır. Ben şimdi mutluyum. Ben şimdi zenginim. Anlaştık mı?

2) BİLİNÇALTI OLUMSUZLUK EKİNDEN (-me, -ma) ANLAMAZ.

“Ben kilo almak istemiyorum” cümlesini kayıtlara “Kilo almak” olarak geçirir. Bu sebeple istemediğimiz değil, istediğimiz şeyi söylemeliyiz.“Ben fit bir bedene sahip olmayı seçiyorum““Ben sağlıkla kilo vermeyi seçiyorum” gibi.

Dualarımızın bile bu yanlıştan nasibini aldığını fark ettiniz mi? “Allah kaza bela vermesin” demekten vazgeçip “Allah sağlıklı ömür versin” der miyiz şu andan itibaren?

3) İSTİYORUM DEĞİL, SEÇİYORUM & NİYET EDİYORUM kelimelerini kullanmalıyız.

İstemek kıtlık bilincinden gelir. İstiyorum dediğimizde bilinçaltı “buyur iste” der. İstemek arzu edilen şeye erişmeyi imkansız kılar.

İstemek ben yoksunum demektir, bunu kabul etmektir. 
Sağlıklı olmak istiyorum değil Sağlıklı olmaya niyet ediyorum /seçiyorum gibi. 

4) BİLİNÇALTI, GERÇEKLE YALANI AYIRT EDEMEZ.


Söylediğimize inanç ve duygumuzu katarak söylemek gerekir. “Bir kişiye 40 kere deli dersen deli olur” atasözümüz buna en iyi örnek olur. Ben sağlıklıyım cümlesini inanarak ve sıfır şüpheyle söylerseniz bilinçaltı bir süre sonra bunu alır kabul eder. Gerekirse yalan söyleyeceğiz yapacak bir şey yok😊

Dilerim bu yazı hayatınıza ışık, kolaylık, neşe ve ihtişam getirir. 

Sevgimle🌹

Arzu DEMİRDÖVEN

instagram: @yeni1senicin

loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir