kadinlarguzeldir.com

Tıp Sözlüğü

ABDOMEN: Karin,batin. 

ABORTUS: Çocuk düsürme,düsük.
 
ABSANS: Kisa süreli suur kaybi.
 
AJITE: Rahatsiz, huzursuz, taskinlik yapan. 
 
AFAKI: Gözde, lensin olmamasi.
 
ADRENALIN: Böbreküstü bezlerinin iç kisimlari tarafindan salgilanan bir hormondur. Tabiatta bu hormonun görevi, organizmayi acil harekete hazirlamaktir ve etkisini, nabzin atisi, kanin iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karacigerdeki glikojenin glikoza degismesi ve böylelikle acil bir enerji kaynagi saglanmasi seklinde gösterir.
 
ABSE: Çevre dokulardan kese tarzinda doku ile sinirli içerisi cerahat ile dolu olusum.
 
ABSORBSIYON: Emilme, örn.sindirim, gidalarin barsaklarda absorbsiyonudur denilebilir.
 
AFAZI: Beyindeki ilgili alanlarin tahribi sonucu, konusma veya konusulani anlama yeteneginin kaybi. Disfazi, ayni durumun daha hafif bir formudur.
 
AFRODIZYAK: Cinsi arzuyu artirici maddeler, ilaçlara verilen isim.
 
AFONI: Ses kaybi. Kismi veya tam olabilir. Afoni sebepleri, genellikle konusma kaslarini kontrol eden sinirlerin hastaligi veya zedelenmesi, bogaz, girtlak hastaliklari veya nörozdur. Histerik afoninin nedeni, suuralti, hiç konusamamak veya özel bir durumda konusmamamk arzusudur.
 
AGLÜTINASYON: Sivi bir süspansiyonda, ufak cisimciklerin bir araya gelip birbirlerine yapismasidir.
 
AGORAFOBI: Genis, açik bir sahada yalniz kalinca hissedilen, kontrol edilemeyen bir korkudur.
 
AJITASYON: Kisinin etrafa saldirganligi, asiri aktivitesi ile karakterize durum.
 
 
AKNE: Yüz, omuzlar, sirt ve gögüsteki yag bezleriyle ilgili kronik bir deri hastaligidir. En çok 14-20 yaslar arasinda görülür ve bu hastaligin tipik belirtileri olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas devirlerinde genellikle psikolojik rahatsizliklara yol açar. Yag bezlerinin kanalinda bir tikaç olusur ve bu tikacin basi sertlesip siyahlasir. Bazen, kanal tikali oldugu halde, bez yag salgilamaya devam eder ve böylece içi yag dolu bir kist olusur. Siyah noktalara tipta komedon adi verilir. 
 
AKONDROPLAZI: Tedavisi olmayan, sebebi bilinmeyen kalitsal bir cücelik tipidir. Gövde normal büyüklüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kisa ve bas normalden büyüktür.
 
AKKOMODASYON: Gözün optik sisteminin çesitli uzakliklara uyum yaparak net görmenin saglanmasi.
 
AKROMEGALI: Beyin tabaninda bulunan hipofiz bezinin ön bölümünün asiri çalismasina bagli bir durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzamasi sona ermeden erken çaglarda bas gösterirse jigantism adi verilen dev görünüm olusur. Bozukluk büyüme çaginin bitiminden sonra bas gösterirse, el ve ayaklarin genislemesi, çene ve burnun büyümesi ve sesin kalinlastigi görülür.
 
AKUSTIK SINIR: Isitme siniri.
 
AMBLIYOPI: Gözde belirli bir bozukluk olmaksizin olusan görme tembelligi.
 
AMNEZI: Hafizanin kismen veya tamamen kaybolmasi.
 
ANALJEZIK: Agri kesici.
 
ANEMI: Kisaca, halk arasinda kansizlik olarak bilinen anemi, alyuvarlarin sayi olarak az olmasi ve alyuvarlarin içerisinde bulunan hemoglobin adi verilen maddenin miktarinin azligidir.
 
ANEMIK: Kan degerleri düsük olan, yani kan sayiminda eritrosit sayilari ve hemoglobin miktari düsük olan kisi.
 
ANERJI: Özel bir antijene cevap verilmemesi hali. Organizmanin savunma yeteneginin kaybolmasi.
 
ANESTEZI: Doktorlar, ameliyat sirasinda agri duymamasi için, ameliyattan önce hastaya bir igne yapar ya da solunum yoluyla bir gaz verirler. Hastanin bilincini yitirerek uykuya geçmesine narkoz, böylece vücudundaki agrilari duyamayacak duruma gelmesine anestezi, bu duyu yitimine yol açan maddelere de anestezik denir.
 
ANKSIETE: Iç sikintisi, iç daralmasi.
 
ANOSMI: Koku alamama, nezle grip gibi enfeksiyonlarda olabildigi gibi koku siniri ile ilgili beyin bölgesindeki patolojilerde de görülebilir.
 
ANOREKSI: Anorexia Nervosa, özellikle genç kadinlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna ragmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluktur. Bu durum genellikle kisinin çok sismanladigi kanisi ile mübalagali bir sekilde rejim uygulamasi ile baslar, önceleri kontrol edilebilen istah bir süre sonra hakikaten yok olur ve zayiflama normal ölçüleri asar.
 
ANSEFALIT: Beyin iltihabi.
 
ANTIENFLAMATUAR: Iltihabi reaksiyonu önleyen madde, ilaç...
 
ANTISEPTIK: Mikroplari, yani insan, hayvan ve bitkilerin dokularina yerleserek hastaliga yol açan bakteri, virüs, mantar gibi tek hücreli asalak canlilari yok etmek saglikli yasamin temel kosullarindan biridir. Antiseptik, antibiyotik ve dezenfektan gibi degisik adlarla anilan birçok madde bu amaçla gelistirilmistir. Ama genel olarak "mikrop" öldürücüler denen bütün bu maddelerin bazi özellikleri ve kullanimlari farklidir.
 
ANTISEPTIKLER NASIL ETKI YAPAR?: Kimyasal antiseptiklerin mikroplar üzerinde nasil etkili olduklari tam olarak açiklanamamistir. Bu maddeler dogrudan dogruya mikrop hücresine girerek yasamsal islevlerini engelleyebilecegi gibi, mikrop hücresinin dis zarini eriterek de yikici etki gösterebilir. Ne var ki birçok antiseptik normal hücreler üzerinde de ayn etkiyi yapar. Bu yüzden bu maddelerin dikkatli kullanilmasi gerekir. Bazi antiseptikler agizdan alindiginda ya da vücuda siringa edildiginde agir sonuçlara, hatta ölüme yol açabilir.
 
ANTISPAZMODIK: Spazm çözücü, daha çok iç organlardaki düz kaslarin kasilmalarini çözen ilaç grubuna verilen isim.
 
ANTISTATIK: Statik elektrik birikimini önleyen madde.
 
ANTITOKSIK: Toksin giderici.
 
ANTITÜSSIF: Öksürük giderici.
 
ANTIVIRAL: Virüslara etkili, viruslarin zararli etkilerini önleyen.
 
ANÜLER: Halka seklinde.
 
ANÜRI: Idrar çikaramama.
 
ANÜS: Makat, sindirim kanalinin bitis kismi.
 
AORTA: Kalpten çikan, vücudun en büyük damari, kalpten çiktiktan sonraki kavisli bölümüne arcus aorta, gögüs kafesi içersinde seyreden kismina torasik aorta ve karin içersinde seyreden bölümüne de abdominal aorta denir.
 
AORTIK ANEVRIZMA: Aort damarinin her hangi bir bölümünde görülen genisleme.
 
APANDISIT: Kör barsak (apendiks) iltihabi.
 
APATI: Çevre ile anormal derecede ilgisizlik, duygusuzluk, kayitsizlik.
 
APEKS: Uç, tepe, zirve.
 
APIROJEN: Ates yükselmesine neden olan herhangi bir madde tasimayan.
 
APNE: Solunumun geçici bir zaman içinde durmasi.
 
APOPLEKSI: Felç, inme.
 
ARAKNOIT: Beynin üzerinin örten ince zar.
 
ASETABULUM: Uyluk kemiginin basinin, kalça kemigi ile eklem yaptigi çukurluk
 
ASETILSALISILIK ASIT: Yaygin olarak kullanilan ve bilinen aspirinin kimyasal adi.
 
ASIDOZ: Organizmanin asit baz dengesinde asit istikametinde bozulma sonucu ortaya çikan entoksikasyon tablosu.
 
ASO: "Antistreptolizin O" için kullanilan kisaltma. Streptolizin, "Hemolitik Streptokok" adi verilen bakterilerin salgiladigi toksinin adidir. Bu toksinin varligini tespit için yapilan tetkike de kisaca ASO adi verilir. ASO, romatizma gibi bazi Hemolitik Streptokok enfeksiyonlarinda yükselir bu açidan teshis te ASO degerleri önem tasir.
 
ASTHMA: Astim
 
ASIL TENDONU: Baldir arka kismindaki kas grubunun, topuk kemigine birlesmesini ve ayagin asagi yukari hareketini saglayan yapi(kiris).
 
ATROPIN: Belladonna (Güzel Avrat Otu) adli bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Tipta çok degisik kullanim alanlari vardir. Örnegin, göz dibinin muayenesinde, göz bebeginin genisletilmesi için, ayrica anesteziden önce üst solunum yollarinda salgilarin azaltilmasi için kullanilir.
 
BAĞIŞIKLIK: Belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir. Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık (immünite) vardır. Aktif immünite, hastalığın, çok hafif de olsa, bizzat geçirilmesiyle oluşur. Hastalığa neden olan organizmalar, vücutta antikor reaksiyonları uyandırırlar ve bu reaksiyonlar, bazı vakalarda, hayat boyu devam eder. Pasif immünite ise, antikor reaksiyonu uyandırıcak nitelikte, fakat kuvveti azaltılmış veya değiştirilmiş olan mikropların vücuda aşılanmasıyla oluşur.
 
BAKTERİ: Tek hücreli mikroorganizmalardır. Bunlar, mantarlardan küçük, fakat virüslerden büyüktürler. Bazıları hastalık yapıcı, bazıları zararsızdır; bazı bakteriler ise, faydalıdırlar
 
BAKTERİEMİ: Bakterilerin veya bakteri toksinlerinin kana geçmesiyle oluşan ateş, titreme ile seyreden klinik tablonun adıdır. Eş anlamlı olarak septisemi de kullanılır.
 
BALLİSMUS: Kol ve bacakların, istemsiz, şiddetli, atıcı hareketleridir. Bu durum, gövdenin yarısında görüldüğü takdirde, "hemiballismus" adını alır.
 
BANDAJ: Yara sarmaya veya yaraları kapatan gazları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçasıdır.
 
BAZAL METABOLİZMA: Vücut yüzeyi birimine göre hesap edilen, istirahat anında sarf edilen enerji miktarıdır.Vücut yüzeyi şahsın, boyu ve kilosundan hesap edilir.Troid bezinin fazla çalışmasında, bazal metabolizma yükselir.
 
BATIN: Gövdenin, göğüs ve pelvis bölgeleri arasındaki kısmıdır. Göğüsten, bir kas bölme teşkil eden diafragma ile ayrılmış olan batının, alt kısmında pelvis boşluğu ile devamlılığı vardır.
 
BELL PARALİZİ: Yüz siniri felcidir.
 
BENCE-JONES PROTEİNİ: Myelomatosis gibi kemik iliğini ilgilendiren hastalıklarda, idrarla çıkartılan bir cins protein.
 
BERİBERİ: B vitamini noksanlığında meydana gelen ağır bir polinevrit.
 
BİKONKAV: Her iki yüzeyide konkav, iç bükey veya oyuk olan.
 
BİFİD: İki bölüme ayrılmış durumda olan, çatallı, yarık.
 
BİFURKASYON: İki dala ayrılma yeri.
 
BİLATERAL: Her iki tarafa ait olan, iki taraflı.
 
BİLÜRİBİN: Hemoglobinin yıkılmasından açığa çıkan kırmızı boya.
 
BİLÜRİBİNEMİ: Kanda bilüribinin artması.
 
BİOPSİ: Canlı bir dokudan muayene edilmek üzere küçük bir parça alınması.
 
BİSEKSÜEL: İki cinsiyetli, hem erkek hem dişi.
 
BİLEFARİT: Göz kapaklarının, özellikle kenar bölümlerinin iltihabı.
 
BONE: Kemik.
 
BOTULİSMUS: Basillus Botulismus toksinleri ile meydana gelen zehirlenme.
 
BRAKİYALJİ: Kol ağrısı.
 
BRADİKARDİ: Kalbin dakikadaki atım sayısının azalması.
 
BRONCHİOLİTİS: Solunum sisteminin en küçük fonksiyonel üniteleri olan bronşiollerin iltihabına denir.
 
BÜLLÖZ: Büllerden oluşan lezyon.
 
CAISSON HASTALIĞI: Vurgun. Dalgıçlarda ve çok yükselen havacılarda atmosfer basıncının ani değişimlerine bağlı olarak meydana gelir.
 
CALCANEUS: Topuk kemiği.
 
CANDIDA: Bir mantar çeşidi.
 
CERAHAT: Alyuvarlar, bakteri ve yıkılmış doku kalıntıları gibi iltihap ürünlerini kapsayan doku sıvısıdır.
 
CERRAHİ: Tıbbın en eski dallarından biridir. İlaçla ya da başka tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılmasına ya da hastalıklı organı kesip çıkararak iyileştirilmesine dayanır.
 
CERUMEN: Kulak kiri. İnsan kulağında normal olarak bulunan balmumu kıvamındaki salgıdır. Bu salgının fazlalığı, kulak tıkanması ve geçici sağırlığa yol açar.
 
CESTODIASIS: Yassı solucan enfeksiyonudur.
 
CLAVİCULA: Köprücük kemiği.
 
COR: Kalp.
 
COXAE: Kalça kemiği.
 
ÇEKUM (Caecum): İncebarsakla kalınbarsağın birleştiği yerdeki kesedir. Bu bölgede, iltihaplanma, ülserasyon veya kanser görülebilir.
 
ÇIBAN: Çıbanlar, derideki ter bezleri veya kıl keselerinin enfeksiyonlarıdır.
 
ÇİÇEK: Akut, enfeksiyöz bir hastalıktır. Her yaşta ve her cinsten kişiler bu hastalığa yakalanabilir. İki tipi vardır
 
ÇİL: Deride, güneşe maruz kalma sonucu beliren, ufak lekelerdir. Bunlar, daha fazla, lokalize güneş yanıklarına benzetilebilir ve ekseriyetle sarışın veya kızıl saçlılarda görülen melanin pigmenti birikimidir.
 
DAKRİYOADENİT: Gözyaşı bezi iltihabı.
 
DAKRİYOSİSTİT: Gözyaşı kesesi iltihabı.
 
DAKRİYOSİSTEKTOMİ: Gözyaşı kesesinin ameliyatla çıkartılması.
 
DAKRİYOSİSTOGRAFİ: Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.
 
DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ: Gözyaşı kanalının tıkalı olduğu durumlarda uygulanan, kesenin burun boşluğuna diranajını sağlayan ameliyat.
 
DAKRİYOLİT: Gözyaşı taşı.
 
DALTONİZM: Renk körlüğü.
 
DEBİLİTE: Zeka geriliği.
 
DEFEKASYON: Dışkının dışarı atılması.
 
DEFEKT: Eksiklik, kusur.
 
DEFİBRİLATÖR: Kalbin normal dışı hızlı atımını durdurarak tekrar normal kalp ritmine dönmesini sağlayan araç.
 
DEFLORASYON: Kızlık zarının yırtılması.
 
DEFORMİTE: Şekil bozukluğu.
 
DEFORMASYON: Şeklini bozma.
 
DEKÜBİTİS: Yatalak olanlarda hareketsizlik sonucu sırtta ve kalçalarda açılan yaralar.
 
DEKOMPRESYON: Baskı yapan gücün veya baskının kaldırılması.
 
DEKONJESSAN: Konjesyonu (şişme) azaltan, dekonjessif.
 
DELİRİUM: Zehirlenmeler, ateşli hastalıklar, epilepsi, histeri ve akıl hastalıklarında görülebilen, titreme, hallüsinasyonlar ve saldırganlıkla birlikte bilincin kaybolması tablosuna verilen isim.
 
DEMANS: Bunama, muhtelif formları vardır.Senil Demans, Presenil Demans, Toxic Demans.
 
DEMONSTRASYON: Göstererek öğretme.
 
DEJENERASYON: Dokuların normal yapılarının bozulup normal fonksiyonlarını yapamıyacak hale gelmeleri.
 
DEMORALİZASYON: Moral çöküntü.
 
DEMİYELİNİZASYON: Sinir liflerinin etrafını saran myelin tabakasının kaybı.
 
DANSİMETRE: Yoğunluk ölçen cihaz.
 
DEONTOLOJİ: Aynı meslek grubunda olan insanların birbirleri ile olan ilişkilerinde uyulması öngörülen ahlaki, moral değerler.
 
DEPİLASYON: Kılların çıkartılması işlemi.
 
DEPRESYON: Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik.
 
DERMABRAZYON: Deri üzerindeki benler veya yara izlerini ortadan kaldırma amacı ile yapılan kazıma işlemi.
 
DERMATİT: Cildin iltihabi durumu.
 
DERMATOLOJİ: Cildiye, cilt hastalıklarını inceleyen bilim dalı.
 
DÜŞÜK: Fetusun, gebeliğin 28. haftasından önce ölümü, ve rahmin dışa atılmasıdır.
 
EDEMA: Ödem, vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.
 
E.E.G: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.
 
EFFEKT: Tesir, etki.
 
EFFEKTİF: Etkili, tesirli.
 
EFERVESAN: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.
 
EFFÜZYON: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi. "Plevral effüzyon" iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesidir.
 
E.K.G: Elektrokardiogram kelimesi için kullanılan kısaltma.
 
EKİNOKOK: Köpek ve kurtlar, nadiren kedilerde bulunan bir parazit olup larvaları memeli canlılarda büyüyerek hidatik kistleri yaparlar.
 
EKLAMPSİ: İlerlemiş gebeliklerde veya doğumdan hemen sonra yüksek kan basıncı, ödem ve idrarda protein yükselmesi ile karekterize nöbetler ve önlem alınmazsa bilincin kaybolması hali.
 
EKO: Yankı.
 
EKOKARDİYOGRFİ: Kalp, damar sisteminin teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem.
 
EKOKARDİYOGRAM: Ekokardiyografi yoluyla elde edilen çizelge.
 
EKOENSEFALOGRAM: Beynin ekoensefalografi ile elde edilen çizelgesi.
 
EKOLALİ: Hastanın kendisine söylenilen sözleri anlamsız şekilde aynen tekrarlaması.
 
EKLAMPSİ: Gebelerde plasentadan gelen toksinlerle oluşan bilinç kaybı ve konvulsiyonlarla birlikte seyreden tablo.
 
EKSİZYON: Bir dokunun çıkartılıp atılması.
 
EKTAZİ: Genişleme. Örn. Bronşektazi.
 
EKTODERM: Derinin en dış tabakası.
 
EKTOPİ: Her hangi bir organın normal bulunması gereken yerde değilde, vücudun başka bir yerinde olması hali.
 
EKTROPİON: Göz kapaklarının serbest kenarlarının dış tarafa kıvrılmaları.
 
EKZEMA: Deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli cilt rahatsızlığı. Akut ve Kronik diye ayrıldığı gibi Yaş ve Kuru ekzema cinsleri de vardır.
 
ELEKTROANSEFALOGRAFİ: Beynin elektriki faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.
 
ELEKTROKARDİOGRAFİ: Kalp adelesinin faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.
 
ENDOKRİNOLOJİ: İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, normal dışı çalışma sonucu oluşan hastalıklarını ve bunların tedavilerini inceleyen tıp dalıdır.
 
ENDOKRİNOLOG: Endokrin sistemin yapı, patolojileri ve tedavisi konusunda uzman kişi.
 
ENSEFALON: Beyin.
 
ENVAZYON: Yayılma, örneğin kafatasındaki bir tümörün beyin dokusuna envazyonu denince tümörün beyine yayılması kastedilir.
 
EPİTEL: Organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası.
 
EROZYON: Deri veya mukozada görülen, sınırlı bir bölgede epitel kaybı, yüzeyel yaralar. Örneğin; Cervical erozyon, halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinir.
 
FALLOP TÜPLERİ: Her biri yaklaşık 10 ar cm. uzunluğunda, uterusun üst köşelerinden yumurtalıklara kadar uzanan iki borudur. Tuba uterina veya uterus tüpleri de denir.
 
FALKS SEREBRİ: Beynin sağ ve sol yarı kürelerini birbirinden ayıran, orağa benzediği için bu isim verilen kalın zar.
 
FAMİLYAL: Irsi, kalıtsal, herediter.
 
FARİNKS: Yutak.
 
FASİAL SİNİR: Yüz siniri, yedinci kafa çifti.
 
FASİAL PARALİZİ: Yüz siniri felci, bu sinirin felcinde yüzün yarısı kısmen hareketsiz ve ifadesiz kalır. Santral ve Periferik olmak üzere iki türlü olur.
 
FAT: Yağ.
 
FATAL: Öldürücü, ölümle sonuçlanan.
 
FEBRİL: Ateşli, hummalı.
 
FEKALİT: Barsakta bir kısım dışkının sertleşmesi sonucu oluşan dışkı taşı.
 
FEÇES: Dışkı.
 
FEMUR: Uyluk kemiği.
 
FERMENT: Bazı organların salgılarında bulunup kimyasal değişikliklere etki eden maddeler.
 
FERMENTASYON: Mayalanma.
 
FERRİTİN: Demir elementinin vücutta depo edilen şekli.
 
FERTİL: Gelişme yeteneği olan, doğurabilen.
 
FERTİLİTE: Doğurma yeteneği, verimlilik.
 
FETUS: Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isim.
 
FİBRİN: Kanın pıhtılaşmasına yarayan albumin cinsinden bir madde.
 
FİBRİNEMİ: Kanda fibrin bulunması.
 
FİBRİNÜRİ: İdrarda fidrin çıkması.
 
FİBROM: İyi huylu bağ dokusu uru.
 
FİBRO-SARKOM: Bağ dokusunun kötü huylu tümörü.
 
FİBRÖZ: Lif dokusu
 
FİBULA: Bacaktaki iki kemikten dış kısımda olanıdır. Üstte Tibia ile eklem yapar diz eklemi yapısına girmez, altta ise ayak bileği eklemine iştirak eder.
 
FİLARİA: Omurgalı canlıların kanında ve dokularında yaşayan kıl kurdu cinsi parazit. Elefantiazis denilen rahatsızlığa neden olur.
 
FRENİK SİNİR: Nervus Frenicus. Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran diafragmanın sinirine verilen addır.
 
GALAKTEMİ: Kanda süt bulunması.
 
GALAKTOSEL: Memede, içi süt dolu kist.
 
GALAKTORE: Memeden kendiliğinden süt gelmesi.
 
GALAKTOZ: Süt şekeri.
 
GALAKTOZÜRİ: Gebelerde idrarla galaktoz çıkması.
 
GALAKTÜRİ: İdrarın süt görünümünde çıkması.
 
GANGLİON: Lenf bezi, bazı ufak urlara verilen isim.
 
GANGREN: Dokunun ölmesidir, ancak halk arasında daha çok bir uzvun vücuda bağlıyken ölmesi anlaşılır.
 
GASTRİT: Mide iltihabı.
 
GASTRODÜODENİT: Mide ve onikiparmak barsağının iltihabı.
 
GASTROENTERİT: İshalle seyreden mide barsak iltihabı.
 
GASTROENTEROLOJİ: Mide, barsak hastalıkları bilgisi.
 
GASTROENTERELOG: Mide, barsak hastalıkları mütehassısı.
 
GASTROSKOPİ: Hastaya yutturulan bir kamera ile midenin görerek muayene edilmesi.
 
GASTROİNTESTİNAL: Mide - barsak.
 
GASTROLİT: Mide taşı.
 
GASTROMEGALİ: Midenin genişlemesi.
 
GASTRONOMİ: İyi yemek yeme bilimi.
 
GASTROPTOZİS: Mide düşüklüğü.
 
GİARDİA: Tek hücreli organizmalardandır. Esas adı Giardia Lamblialis olup, sindirim sisteminde yerleşir.
 
GİARDİASİS: Giardia İntestinalis adlı mikroorgnizmanın sebep olduğu hastalık.
 
HABİTÜEL: İtiyadi, alışkanlığa bağlı.
 
HALLÜSİNASYON: Gerçekte olmayan şeyleri algılamak.
 
HALLUKS: Ayak başparmağı.
 
HALOTAN: Anestezik bir madde.
 
HAMARTOM: Yeni oluşmuş kan damarlarında meydana gelen tümör.
 
HAMARTROZ: Eklem boşluğuna kan dolması.
 
HAŞİŞ: Esrar, haşhaş.
 
HEMATOM: Organ içerisinde veya aralarında kan birikmesi.
 
HEMORAJİ: Kanama.
 
HEMAGLÜTİNASYON: Kan yuvarlarının aglütinasyonu.
 
HEMANJİEKTAZİ: Kan damarlarının genişlemesi.
 
HEMANJİOM: Kan damarlarından dogan urlar.
 
HEMATEMEZ: Kan kusma.
 
HEMATOSEL: Testis torbalarında kan birikmesi.
 
HEMATOLOG: Kan hastalıkları uzmanı.
 
HEMATOMİYELİ: Omurilikte kanama.
 
HERPES: Uçuk, içi sıvı dolu vezikül.
 
HERPES SİMPLEKS: Aynı adı taşıyan virüsün sebep olduğu çeşitli deri ve mukoza bölgelerinde yaygın, küçük, içi sıvı dolu oluşumlar ile belirgin virütik enfeksiyon.
 
HİLUS: Organlarda büyük damar ve sinirlerin, akciğerlerde solunum yollarının giriş kapısı.
 
HİPERKROMAZİ: Pigment fazlalığı gösteren.
 
HİPOFİZ: Beyin tabanında burun arkasının üst kısmına uyan bölgede hormon salgılayan bir bezdir.
 
İHTİYOZİS: Cildin pul pul ve kuru oluşu ile kendini gösteren bir hastalık.
 
İDİOPATİK: Oluşumunda bir sebeb gösterilemeyen.
 
İKTER: Sarılık.
 
İKTUS: İnme. darbe.
 
İDİOT: Doğuştan aptal.
 
İLEİTİS: İnce barsak iltihabı.
 
İLEUM: İnce barsağın son bölümü.
 
İLEUS: Barsak tıkanması.
 
İLLUZYON: Dışarıdan gelen görsel uyarıların olduklarından faklı algılanması.
 
İMBESİL: Geri zekalı.
 
İMİTASYON: Taklit.
 
İMMATÜR: Tam gelişmemiş.
 
İMMİNENT: Tehdit eden.
 
İMMİNENT ABORTUS: Düşük tehdidi altındaki gebelik.
 
İMMOBİL: Hareketsiz.
 
İMMÜN: Bağışık,bulaşıcı hastalıktan muaf.
 
İMMÜNİTE: Bağışıklık,muafiyet.
 
İMMÜNİZE: Bağışık kılmak.
 
İMMÜNOLOJİ: Bağışıklığı inceleyen bilim.
 
İMMÜNOLOG: Bağışıklık uzmanı.
 
İNFLAMASYON: Çeşitli mikrobik ajanlar veya toksinlerine karşı vücudun göstermiş olduğu; hararet artması, kızarıklık ile karakterize iltihabi reaksiyon.
 
İNTERMEDİER: Arada oluşan, meydana gelen.
 
İNTRAEPİTELİAL: Epital hücreleri içerisinde.
 
JARGON: Kelimeleri yerinde kullanamama ile karekterize anlamsız ve anlaşılmaz konuşma.
 
JEJUNUM: Oniki parmak barsağından sonra gelen ince barsak bölümü.
 
JEJUNİT: Jejunum iltihabı.
 
JİGANTİZM: Ergenlik çağından önce oluşan hipofiz bezi tümörlerinde büyüme olayının kontrolden çıkması sonucu oluşan dev görünüm.
 
JİNEKOLOJİ: Kadın hastalıkları ile ilgili tıp dalı.
 
JİNEKOMASTİ: Erkeklerde memenin anormal ölçüde büyümesi.
 
JİNJİVİT: Diştleri iltihabı.
 
JOİNT: Eklem.
 
JUVENİL: Gençliğe ait.
 
KAKOZMİ: Pis koku.
 
KALYUM: Potasyum.
 
KARDİAK: Kalbe ait.
 
KARİNA: Trakeanın (nefes borusu), sağ ve sol akciğerlere girmeden önce ikiye ayrıldığı kısıma verilen ad.
 
KAŞEKSİ: Genel sağlık durumunun bozukluğu ile ilgili ileri derecede zayıflama hali.
 
KATABOLİZMA: Maddelerin yüksek terkiplerinin, dokularda yakılarak daha basit terkipte maddeler meydana gelmesi.
 
KELOİD: Eski bir kesi veya ameliyat yerinde aşırı nedbe dokusu oluşmasıdır.
 
KERATİN: Tırnak ve boynuzun ana maddesi.
 
KERATİNİZASYON: Boynuzlaşma.
 
KERATİT: Kornea iltihabı.
 
KERATOMA: Nasır.
 
KERATOMETRE: Kornea kavislerini ölçmekte kullanılan alet.
 
KERATOPLASTİ: Matlaşmış korneanın yerine başkasından alınan korneanın konulması ameliyatı.
 
KERATOSKOP: Korneayı muayene aleti.
 
KERNİCTERUS: Yeni doğanın şiddetli ikterinde beynin bazı çekirdeklerinin bilüribinin etkisiyle toksik degenerasyonudur.Çocukta zeka geriliği ve spastisite görülebilir.
 
KETONEMİ: Kanda keton cisimciklerinin bulunması.
 
KETONÜRİ: Idrarla keton çıkarılması.
 
KIZAMIK: Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.
 
KİFOZ: Omurganın açıklığı öne bakan kanburluğuna verilen ad.
 
KİST: Etrafı membranla (zar) çevrili içi sıvı dolu oluşumlar. Büyüklükleri muhtelif olup vücüdun her tarafında oluşabilir.
 
KİST HİDATİK: Bazı organlarda (daha çok karaciger, akciğer , beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.
 
KİST SEBASE: Yağ bezlerinin büyümesi sonucu deri altında oluşan kistler.
 
KLOSTROFOBİ: Kapalı yerlerden sebebsiz yere korkma reaksiyonudur.
 
KLEPTOMANİ: İhtiyacı olmaksızın patalojik çalma dürtüsüne verilen addır.
 
KOCH BASİLİ: Tüberküloz basiline, bulanın adına izafeten verilen ad.
 
KOLESTEROL: Hayvansal ve bitkisel yağların içerisinde bulunan, karaciğer tarafından sentez edilen bir maddedir. Kanda normalden fazla bulunması halinde, damar sertliğine neden olur, ve bazanda safra pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol oynar.
 
KORPUS: Gövde.
 
KÜRTAJ: Küretajın kelime anlamı kazımaktır. Ama burada adı geçen Kürtaj halk arasında, küçük hamileliklerde rahim içerisindeki ceninin tıbbi müdahele ile alınması kastedilmektedir. Kürtaj ayrıca teşhis amaçlı da yapılabilir. Yani rahim iç duvarından kazınarak örnek alınıp incelenmeside kürtaj olarak adlandırılır.
 
LABİL: Kararsız, çabuk değişen.
 
LAKTASYON: Annenin süt verme devresi.
 
LAKRİMA: Göz yaşı.
 
LAKÜN: Küçük boşluk, delik.
 
LAGOFTALMİ: Göz kapaklarındaki bozukluk nedeniyle gözlerin tam kapanmaması hali.
 
LAPARATOMİ: Teşhis amaçlı veya ameliyat için karın boşluğunun açılması.
 
LAPAROSKOPİ: Ucunda kamera olan, laparoskop denilen aletle karın boşluğunun endoskopik incelenmesi.
 
LARVA: Tırtıl, kurtçuk.
 
LARENKS: Gırtlak.
 
LARENJİT: Larenks iltihabı.
 
LARENGOSKOP: Bogazın muayenesine yarayan aynalı ışıklı alet.
 
LARENGOSKOPİ: Gırtlağın içinin larengoskop ile muayenesi.
 
LENFOMA: Başlangıcını lenfoid dokudan almış ur.
 
LEZYON: Genel anlamda henüz tam olarak niteliği tespit edilmemiş bozukluk.
 
LİGAMENT: Vücudun muhtelif eklemlerinde, organlarında bulunan bağlara verilen isimdir.
 
MAKRO: Büyük.
 
MAKROSEFALİ: Başın (beynin) normalden büyük olması.
 
MAGNET: Mıknatıs.
 
MALABSORBSİYON: Emilimin bozuk oluşu.
 
MALADİ: Hastalık.
 
MALASİ: Keyifsizlik, kırıklık.
 
MALARYA: Sıtma.
 
MALE: Erkek.
 
MALFORMASYON: Kusurlu oluş, sakatlık.
 
MALFONKSİYON: Her hangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması.
 
MALİN: Habis, kötü huylu.
 
MALLEOL: Ayak ekleminin her iki tarafındaki kemik çıkıntılarına verilen isim.
 
MALLEUS: Orta kulaktaki çekiç kemik.
 
MALNUTRİSYON: Sağlık için şart olan, vitamin, mineral, protein ve benzeri maddelerin yetersiz alınmasından doğan hastalıkları tanımlayan bir terimdir.
 
MALPRAKTİS: Tıpta yanlış, özensiz tedavi.
 
MASTEKTOMİ: Ameliyatla memenin alınması.
 
MAMİLLA: Meme başı.
 
MAMOGRAFİ: Meme filmi.
 
MANDİBULA: Alt çene kemiği.
 
MANİ: Aşırı neşe şeklinde beliren psişik hastalık.
 
MANİFEST: Aşikar, gizli olmayan.
 
MARFAN SENDROMU: Sebebi bilinmeyen herediter genetik bir hastalık.
 
MARİHUANA: Esrar.
 
MASTEKTOMİ: Memenin her hangi bir rahatsızlık nedeniyle alınmasıdır. Basit mastektomi sadece meme dokusunun çıkartılmasıdır. Radikal mastektomi ise, kanser vakalarında baş vurulan memeyle birlikte, memenin altındaki kasların ve koltuk altındaki lenf bezlerinin de çıkartılmasıdır.
 
MASTİTİS: Memenin iltihabıdır, emziren annelerde sütün birikmesi nedeniyle veya meme başındaki çatlak nedeniyle sık rastlanan bir durumdur.
 
MASTOİDEKTOMİ: Mastoid hücrelerin iltihaplanması nedeniyle mastoid kemiğin çıkartılması ameliyatıdır.
 
MASTOİDİT: Kulak arkasında bulunan mastoid kemikteki,mastoid hücrelerinin iltihabıdır. Genellikle orta kulak iltihaplarını takip eder.
 
MAZOHİST: İşkenceden zevk alan, işkence tarzı hareketlerden cinsel haz duyan.
 
MENENJİT: Beyin zarlarının (Meninkslerin) iltihabıdır.
 
MENOPOZ: Adetten kesilme.
 
MENSTRUAL: Menstruasyonla ile ilgili, adet görme ile ilgili.
 
MENSTRUAL SİKLUS: Adet görme dönemleri, iki adet arası.
 
MENTRUASYON: Adet görme, ay başı. (bayanlarda periodik kanama)
 
MENTAL RETERDATION: Zeka gelişiminde gerilik.
 
METASTATİK: Metastaz yapmış lezyona verilen isim. (Başka bir organdan atlamış tümöral oluşum)
 
METASTAZ: Herhangi bir organdaki kanser hücrelerinin, vücudun başka bir bölümüne atlamasıdır.
 
MİTOZ: Hücre bölünmesi.
 
MİYOM: Uterus adalesinin iyi huylu tümörüdür.
 
MUKOZA: Bazı organların iç yüzlerini kaplayan ve salgı üreten doku tabakası.
 
NARKOANALİZ: Psikanalize yardımcı olmak amacıyla, bir narkotik ilacın kullanılmasıdır.
 
NARKOLEPSİ: Önüne geçilemiyecek kadar şiddetli uyuma eğilimi.
 
NARKOZ: Ameliyat yapmak için duyu, hareket ve bilincin damar yolu veya solunum yolu ile narkotik madde verilerek uyuşturulmasıdır.
 
NARKOTİK: Uyutucu, uyuşturucu.
 
NARSİZM: Kendi kendini sevmek anlamına gelir.Aslında gelişimin normal bir safhasını teşkil eder,ancak hayatın ileri devrelerinde varlığı anormal sayılır.
 
NATAL: Doğuşa ait.
 
NAZAL KEMİK: Burun kemiği.
 
NAZOFARİNKS: Burnun arka kısmı ile yutağın komşuluk yaptığı bölge.
 
NATRİUM: Sodyum.
 
NATUREL: Normal, tabii.
 
NAUSEA: Mide bulantısı.
 
NEBULİZER: Sıvıyı püskürterek uygulamaya yarayan alet.
 
NEONATAL: Yeni doğana ait.
 
NEOPLAZİ: Patalojik anlamda yeni doku oluşumu.
 
NÖROLOJİ: Asabiye, sinir hastalıkları.
 
NÖROŞİRÜRJİ: Beyin cerrahisi.
 
OBDUKSİYON: Otopsi.
 
OBEZ: Şişman.
 
OBEZİTE: Şişmanlık.
 
OBJE: Görülebilen veya dokunulanilen herhangi bir şey.
 
OBJEKTİF: Duyulup, görülebilen, idrak edilebilen.
 
OBLİTERASYON: Vücuttaki boşlukların tıkanması.
 
OBSERVASYON: Müşahade.
 
OBSESYON: Daimi endişe,fikri sabit, nöroz.
 
OBSTRÜKSİYON: Tıkanma, engel.
 
OBSTETRİ: Doğum bilgisi.
 
ODİOGRAM: Kulağın işitme gücünün kaydıdır, odiometri cihazı ile ölçülür.
 
OEDİPUS KOMPLEKSİ: Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu bilinçsiz yakınlık nedeniyle babasını kıskanması ve bununla ilgili ruhsal bozukluklar kompleksine verilen isimdir.
 
ODONTOİD: Diş şeklinde.
 
OFTALMİK: Göze ait.
 
OFTALMOPLEJİ: Göze ait sinirlerin felci sonucu göz kapağının düşmesi ve gözün hareket edememesi ile birlikte oluşan tablo.
 
OFTALMOLOJİ: Göz ve göz hastalıkları ile uğraşan bilim dalı.
 
OFTALMOSKOP: Göz içi muayenesinde kullanılan bir alet.
 
OFTALMOSKOPİ: Oftalmoskop ile gözün içinin muayene edilmesi.
 
OFTALMOLOJİST: Göz hastalıkları uzmanı, göz mütehassısı.
 
OFTALMOTONOMETRİ: Göz içi basıncın ölçülmesi.
 
OKKULT: Gizli, kapalı.
 
OKLUDE: Kapalı, tıkalı.
 
OKSİPUT: Başın arka kısmı.
 
OKULOMOTORYUS: Gözü hareket ettiren sinirlerden birisidir.(3.kafa çifti Nervus Oculomotorius)
 
OKÜLER: Göze ait.
 
OLEKRANON: Dirsekteki çıkıntı.
 
OLFAKTORYUS: Koku siniri.(Nervus Olfactorius)
 
OLİGÜRİ: İdrarın normalden az çıkartılması
 
OLİGO: Geri,küçük.
 
OLİGODENDROGLİOMA: Sinir sistemi destek dokusuna ait, özellikle beyincikte görülen kötü huylu tümör.
 
OLİGOSPERMİ: Menide spermatozoidlerin normalden az oluşu.
 
OMENTUM: Karın içerisinde, barsakları örten oluşum.
 
ONANİZM: Genital organlar ile oynayarak kendi kendine tatmin.
 
ONKOLOJİ: Tümöral oluşumlarla ilgili bilim dalı.
 
OPAK: Donuk, şeffaf olmayan.
 
OPERABL: Ameliyat edilebilir, ameliyat edilmekle halen bir şansı olan. ( aksi; inoperabl )
 
OPERASYON: Cerrahi müdahale, ameliyat.
 
OPİAT: Afyonlu ilaç, uyuşturucu.
 
OPİSTOTONUS: Bazı hastalıklarda vücudun ekstansör (gerici ) kaslarının gerilmesi sonucu gövdenin yay biçimi alarak kasılmış hali. ( Örn. Tetanozda )
 
OSTEOGENESİS: Kemik oluşumu, kemiklerin gelişimi.
 
OSTEOGENESİS İMPERFEKTA: Kemiklerin kolayca kırılacak şekilde gevrek oluşu ile karekterize kalıtsal nitelik gösteren hastalık.
 
OSTEOJENİK: Kemik yapıcı.
 
OSTEOİD: Kemik gibi, kemiğimsi.
 
OSTEOLİZ: Kemiğin çürümesi, nekrozu, erimesi.
 
OSTEOMALASİ: Kemiklerin yumuşaması ile karekterize bir hastalık.
 
OSTEOMİYELİT: Kemik iltihabı.
 
OSTEOFİT: Kemiklerde patalojik olarak oluşan çıkıntı şeklindeki oluşumlar.
 
OSTEOPLASTİ: Kusurrlu kemiği düzeltme veya sağlam kemikle değiştirme ameliyatı.
 
OVOBLAST: Yumurtanın geliştiği hücre, yumurta hücresi.
 
OVOSİT: Olgunlaşma devresinden önceki dişi cinsiyet hücresi.
 
ÖDEM: Vücutta anormal miktarda su toplanmasıdır.Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddi sonuçlar doğurabilir.
 
ÖSTAKİ BORUSU: Orta kulakla nazofarenksi birleştiren, atmosfer basıncı ile orta kulak içi basıncı dengeliyen yola verilen isimdir.
 
ÖSTROJEN: Yumurtalıklardan salgılanan ve insanlarda sekonder cinsel karakterlerin gelişmesini sağlıyan hormondur.
 
ÖTENAZİ: Kısaca ölüm hakkı da denilebilir.Tedavisi mümkün olmayan kronik hastalıklarda, hayattan umudunu kesmiş hastanın ağrısız bir metotla ölümüne izin verilmesidir.Yasal değildir.
 
ÖZEFAGUS: Yemek borusuna verilen isimdir, yutak ile mideyi birleştirir.
 
PAKİMENENJİT: Beynin en dış zarının (dura mater) iltihabıdır.
 
PANDEMİ: Salgın bir hastalığın kıta düzeyinde çok geniş bir alana yayılmasına verilen isimdir.
 
PALİLALİ: Psikolojik bir bozukluk olup, aynı cümle veya kelimenin bir çok defa tekrarlanmasıdır.
 
PALYATİF: Hafifletici.
 
PALPASYON: Elle dokunularak yapılan muayene.
 
PALPİTASYON: Kalp çarpıntısı.
 
PALSY: Felç, inme.
 
PAN: Bütün.
 
PANARİS: Tırnak yatağı iltihabı, dolama.
 
PANARTERİT: Bütün arterleri kapsayan iltihabi durum.
 
PANKARDİT: Kalbin bütün zarlarının iltihabı.
 
PANKREAS: Karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmında yerleşik bir organdır.Salgılarıyla sindirm fonksiyonuna yardımcı olur ve kan şekerini düzenler.
 
PANKREATİT: Pankreas iltihabıdır.
 
PANOFTALMİ: Gözün bütün tabakalarının iltihabı.
 
PANSİNÜZİT: Bütün yüz sinüslerinin iltihabı.
 
PAPİLLOM: Meme başı gibi çıkıntılar yapan iyi huylu tümörler.
 
PAPİLLOKARSİNOM: Kötü huylu papillom.
 
PAPAVERİN: Opiumdan elde edilen, düz kasların spazmını çözücüetkiye sahip bir alkaloid.
 
PAPİLLİT: Görme sinirinin retinaya girdiği yerin(optik papilla)ödemli iltihabı.
 
PARA: Yanında, yan. Örn. (Para-aortik aortun yanında)
 
PARAKARDİAK: Kalbin yanında, kalbe komşu.
 
PARALİTİK: Felç olan, felçli kişi.
 
PARALİZİ: Felç.
 
PARAMEDİAN: Orta hattın yanında, orta hatta yakın.
 
PARAMEDİKAL: Bir dereceye kadar tıpla ilgili, hekimliği kısmen ilgilendiren.
 
PARANAZAL: Burun boşluğunun yanında, buruna komşu.
 
PARANKİM: Bir organ yada bezin görev gören dokusudur. Örneğin, karaciğer parankimi denildiği zaman, karaciğerin bütünü anlaşılır.
 
PARAOZEFAGEAL: Özefagusun ( yemek borusu ) yanında yer alan.
 
PARAPLEJİ: Belden aşağı her, iki bacağın tutmaması, felç hali.
 
PARAPAREZİ: Belden aşağı her iki bacağın kısmi felci, örn. hareket olup, yardımsız yürüyecek kadar güç olmaması.
 
PARATİROİD: Tiroid bezi arkasında bulunan dört adet küçük beze verilen isim.
 
PARATİROİDEKTOMİ: Paratiroidlerin ameliyatla çıkartılması.
 
PARATRAKEAL: Nefes borusunun yanında yer alan.
 
PARAVERTEBRAL: Omurganın ( Vertebral Kolon ) yanında yer alan.
 
PARAZİTEMİ: Kanda parazit bulunması.
 
PARAZİT: Asalak.
 
PARASENTEZ: İçinde su veya cerahat toplanmış bir vücut boşluğundaki sıvıyı çıkarmak için yapılan delme ameliyatı.
 
PARENKİM: Organın kendine özel doku yapısı.
 
PARENTERAL: İlaç veya serumların ağız yolu ile değil damar yolu, adele içi gibi yollarla verilmesi.
 
PARESTEZİ: Uyuşma, karıncalanma veya yanma hissi gibi duyusal bozukluklar.
 
PARİETAL KEMİK: Kafatasının her iki yan tarafındaki kemiklere verilen isim.
 
PAROKSİSMAL: Ani ve geçici krizler halinde gelen.
 
PARSİYEL: Bütününü kapsamayan, tam olmayan, kısmi.
 
PARTİKÜL: Parçacık, zerre.
 
PARTUS: Doğum.
 
PAROTİS BEZİ: Kulak altı tükrük bezi.
 
PAROTİTİS: Kabakulak.
 
PATELLA: Diz kapağı kemiği.
 
PATOJEN: Hastalık yapan madde veya mikroorganizmalar.
 
PATOGENEZ: Hastalığın esas ve gelişimi.
 
PATOGNOMONİK: Bir hastalık için çok özel belirti, bu varsa mutlaka o hastalık akla gelmelidir gibi.
 
PATOLOJİK: Normal olmayan, hastalıklı.
 
PATOLOG: Hastalık nedeni ile dokularda meydana gelen değişimleri inceleyen bilimle uğraşan kişi.
 
PEDİATRİ: Çocuk hastalıkları ile uğraşan tıp dalı.
 
PEDİATRİST: Çocuk hastalıkları uzmanı.
 
PELVİS: Leğen kemiği.
 
PENİS: Erkek cinsel organı.
 
PERİTON: Karın içi organları çepeçevre saran, karın boşluğunun iç yüzünü örten zardır.
 
PERİTONİT: Peritonun iltihabıdır.
 
PERORAL: Ağız yolu ile.
 
PETEŞİ: Ciltte nokta biçiminde kanamalar. (Damar dışına kan çıkması)
 
PHENOTYPE: Kişinin kalıtsal yapısının dışa akseden görünümü, aynı tür fertlerini belirleyen, gözle görülebilen özelliklerin tümü.
 
PLAK: Plak, dermatologlar için açık bir anlamı olan ancak başkaları tarafından genellikle anlaşılmayan bir terimdir. Yüksekliğine oranla kapladığı alan geniştir ve keskin bir kenarı vardır. Plaklar en sık sedef hastalığında (psöriasis) görülür. Bkz. Resim - Plak
 
PLEVRA: Akciğerleri ve göğüs kafesinin iç yüzünü örten zar.
 
PLEVRAL: Plevraya ait.
 
PLÖREZİ: Plevra iltihabı. Akciğerin üzerini örten plevra ile göğüs duvarını örten iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesi.
 
PLÖRİT: Plevranın, sıvı birikmeksizin kuru iltihabı.
 
POLİKİSTİK: Bazı organlarda çok sayıda içi sıvı ile dolu oluşumlara verilen addır. Polikistik böbrek, polikistik meme gibi.
 
POLİP: Organların ve vücut boşluklarının iç yüzünü kapsayan mukoza adı verilen tabakadan menşeini almış, saplı iyi huylu küçük ur.
 
PROSTAT: Erkeklerde mesanenin altında ve idar yolunun başlangıcında bulunan genital sisteme ait bir bez.
 
PROSTATİT: Prostat iltihabı.
 
PSORIASIS: Halk arasında sedef hastalığı olarak bilinir. Sık rastlanan, özellikle diz ve dirseklerde ve vücudun diğer bölgelerinde rastlanan simetrik, kırmızı, kabuklanma ve pullanma gösteren bir cilt hastalığıdır. Sebebi bilinmemektedir. Bkz Resim
 
PULMONER: Akciğer veya akciğerlerle ilgili.
 
PULMONER ARTER: Akciğerin büyük besleyici arteri.
 
PÜSTÜL: Ciltte, içerisinde cerahat bulunan kabarık lezyonlardır.
 
RABİES: Kuduz.
 
RADİUS: Ön kolun dış tarafında (baş parmak tarafında) bulunan kemiktir.
 
RADİKAL: Sebebe yönelik, köklü.
 
RADİKÜL: İnce dal, küçük kök.
 
RADİKÜLİT: Omurilikten çıkan sinirlerin (spinal sinir) kök iltihabıdır.
 
RADİKÜLOPATİ: Spinal sinir köklerini tutan herhangi bir hastalık.
 
RADYOAKTİF: Radyasyon yayan özelliğe sahip.
 
RADYODERMATİT: Işına maruz kalmış ciltte meydana gelen dermatit.
 
RADYOLOJİ: Genel anlamda X ışınları,ses dalgaları veya diger yöntemleri kullanarak teşhis hizmetleri veren tıp dalıdır.
 
RADYOTERAPİ: Işınlama kullanılarak yapılan tedavi yöntemi.
 
RAHİM: Uterus, döl yatağı.
 
RAŞİTİZM: D vitamini eksikliğinin neden olduğu, çocuklarda görülen bir hastalıktır.Kemik teşekkülünün tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde deformiteler teşekkül eder.
 
REFRAKSİYON: Kırılma.
 
REFRAKTOMETRE: Görme bozuklukluklarını ölçen cihaz.
 
REJENERASYON: Harap olmuş bir dokunun kendini yenilemesi, tamiri.
 
REJİONAL: Bir bölgeye ait.
 
REGRESYON: Bir hastalık belirtisinin gerilemesi, şiddetinin azalması.
 
REGURJİTASYON: Yenilen yiyecek ve içeceklerin, kusma olmaksızın ağıza geri gelmesi.
 
REHABİLİTASYON: Fiziki hareket kusurlarını düzeltme, yeniden kazandırma.
 
RELAKSİN: Gebelik esnasında meydana gelen ve doğum işlevinde gevşetici rol oynayan hormon.
 
REMİSYON: Hastalık belirtilerinin sönmesi.
 
RENAL: Böbrekle ilgili.
 
RENAL ARTER: Böbrek arteri.
 
REPRODUKTİF : Çoğalabilen.
 
RESPİRASYON: Solunum, nefes almak.
 
RESPİRATUVAR SİSTEM: Solunum sistemi.
 
RETANSİYON: Birikme, toplanıp kalma. ( Örn. İdrar retansiyonu;idrar tutulması, idrar yapamama.)
 
RETİKÜLER: Ağ gibi, ağ biçiminde.
 
RETİNA: Gözün en iç tabakası, ağ tabaka.
 
RETİNİT: Retina iltihabı.
 
RETROBULBER: Göz küresinin arka kısmı.
 
RETROBULBER NÖRİT: Görme sinirinin, gözün arka kısmındaki bölümünün ani görme kaybı ile karekterize iltihabi durumu.
 
RETROGRESSİV: Gerileyen.
 
RETROPERİTONEAL: Periton zarının arkasında.
 
RETROVERSİ: Bir organın normal konumda değil arkaya doğru eğik durumda olması.
 
REVASKÜLARİZASYON: Yeniden damarlanma.
 
REYNAUD: Sebebi bilinmeyen, daha çok orta yaşlı kadınlarda rastlanan bir rahatsızlık olup, özellikle soğuğa maruz kalınca parmaklarda morarma ve hissizleşme ile karakterize bir damar rahatsızlığıdır.
 
REZEKSİYON: Bir organ veya vücut kısmının bir bölümünün veya tamamının çıkartılması.
 
REZİDÜ: Artık, bakiye.
 
REZİDÜEL: Kalan, artan. ( Örn. Rezidüel İdrar; İdrar yapıldıktan sonra çıkartılamıyarak geride kalan idrar.)
 
REZİSTAN: Mukavim, dirençli.
 
REZİSTANS: Direnç, mukavemet.
 
REZORBSİYON: Emilme.
 
SAFRA: Karaciger tarafından salgılanan, yeşilimsi kahverengi bir sıvıdır.Safra, kısmen yağ sindirimine yarayan bir salgı, kısmende eskimiş alyuvarların tahrip olmaları sonucu oluşmuş bir atılma ürünüdür.
 
SAFRA KESESİ: Karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karacigerin alt kısmında bulunan torba şeklinde bir organ-dır.Kesenin görevi, safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli aralıklarla oniki parmak barsağına safra salgılamaktır.
 
SAK: Kese, torba.
 
SAKKÜLER: Keseye benzer, torba gibi.
 
SAKRUM: Kuyruk sokumu.
 
SAKRALİZASYON: Beşinci bel omuru ile kuyruk sokumu kemiğinin birleşik olmasına verilen isim.Yapısal bir farklılıktır.
 
SAKROİLİAK EKLEM: Sakrumla kalça kemiğinin, sağda ve solda yapmış olduğu eklem.
 
SADİZM: Başkalarına acı vermekten cinsel haz duyma.
 
SADİST: Başkasına işkence etmekten zevk alan kişi.
 
SAGİTTAL: Vücudu sol, sağ şeklinde ortadan ayıran düzlem.
 
SALİSİLİK ASİT: Ateş düşürücü etkisi olan ve aspirin yapımında kullanılan bir madde.
 
SALMONELLA: Bir bakteri türü.
 
SALPİNKS: Tuba uterina, rahimle yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan, sağlı sollu iki tarafta bulunan tüpler.Tüplerin tıkalı olması kısırlığa neden olur.
 
SALPENJİT: Tuba uterinaların iltihabı.
 
SEDASYON: Hastanın sakinleştirilmesi.
 
SİMPLEKS: Tek maddeden oluşmuş, basit, sade.
 
SİNÜZİT: Sinüs adı verilen yüzdeki kemik boşlukların iç yüzünü kaplayan mukoza iltihabına ve boşlukta cerahat toplanmasına sinüzit adı verilir. 
 
SİROZ: Bir organda sertleşme ve nedbeleşme ile karakterize fibröz doku oluşumuna verilen isimdir. Ancak bu terim hemen her zaman karaciğerin görevini yapamamasıyla ilgili, kronik karaciğer iltihabı için kullanılır.
 
SİTOLOJİ: Hücre bilimi.
 
SKOLYOZ: Omurganın sağ veya sola doğru eğrilikleri ile karakterize şekil bozukluğu.
 
SKOLİOSİS: Omurganın sağ veya sola doğru eğrilikleri ile karakterize şekil bozukluğu.
 
STERNUM: İman kemiği.
 
SUBKARİNAL: Karinanın altında. (Karina
 
SUBPLEVRAL: Akciğer zarının altında.
 
SÜT BEZESİ: Meme dokusu içerisindeki süt üreten bezler.
 
TABES DORSALİS: Sfilizin ilerlemiş döneminde sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak dengesizlik, yürüme güçlüğü görme bozuklukları ile seyreden tabloya verilen isimdir.
 
TALAMUS: Orta beyindeki bir cekirdek grubuna verilen addır.
 
TALASEMİ: Kalıtsal bir kan hastalığıdır.akdeniz kıyılarında yaşayanlarda daha sık görülür.
 
TAKİPNE: Çok hızlı solunum.
 
TARTAR: Diş taşı.
 
TELENJEKTAZİ: Deride veya mukozalarda kırmızı lekeler şeklinde görülen kılcal, arteriol ve venüllerin genişlemesinden oluşan lezyonlar.
 
TELEKARDİOFON: Kalp seslerini hastadan uzakta dinleten alet.
 
TELEPATİ: Beş duyu işe karışmaksızın düşüncelerin, bu duyuların üstünde bir yolla aktarılması.
 
TEMPORAL BÖLGE: Şakak bölgesi.
 
TENDİNİT: Tendon iltihabı.
 
TENDON: Kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar.
 
TENESMUS: Rektum veya mesanenin iltihaplı durumlarında görülen, ağrılı işeme veya defekasyon duygusu.
 
TENYA: Barsak paraziti, şerit, yassı solucan.
 
TESTOSTERON: Erkek seks hormonuna verilen addır.
 
TREMOR: İrade dışı titremelere verilen addır. Örneğin, Hipertiroidi (Tiroid bezinin fazla çalışması) adı verilen rahatsızlıkta ellerde görülen ince amplitüdlü titremelere tremor adı verildiği gibi, Parkinson da görülen kaba ve büyük amplitüdlü titremelere de tremor denir.
 
TROMBOZ: Kan damarlarının pıhtı veya ateron (kolesterol) plakları oluşarak tıkanmasıdır.
 
ULNA: Önkolun iki kemiğinden içte (serçe parmağı tarafında)bulunanıdır.
 
ULTRASOUND: İnsan kulağının duyamıyacağı kadar yüksek frekanslı ses dalgaları.Ultra-ses.
 
ULTRASONOGRAFİ: Ultra-ses kullanılarak elde edilen görüntüler.Bir çok hastalığın ön teşhisinde kullanılan, ancak daha çok karın organları gibi ses dalgalarının kolayca geçebileceği konumdaki organların tetkikinde etkili bir inceleme yöntemidir.Şua söz konusu değildir.
 
ULTRAVİOLE: Dalga boyu 2000-4000 arası olan mor ötesi ışınlar.
 
UTERUS: Rahim, döl yatağı.
 
UTERUS BİCORNİS: Uterusun iki boynuzlu olması anlamında bir terimdir.Uterusun üst kısmının çökük olması nedeniyle her iki uç kısımlarının beligin hal alması sonucu ortaya çıkan görünümdür.
 
UVULA: Küçük dil.
 
ÜLSER: Geniş anlamıyla deri ya da mukoza altı dokuları meydanda bırakan kronik yaralardır.
 
ÜLSERATİF KOLİT: Kalın barsakla rektumun, kronik iltihabı ve ülserasyonudur.
 
ÜREMİ: Kandaki üre oranının normalin üzerinde olması halidir.
 
ÜRETER: Böbreklerle idrar torbasını birleştiren, idrarın torbaya ulaşımını sağlayan tüptür.Her iki tarafta birbirinden bağlantısız olarak bulunur.
 
ÜRETRA: İdrarın dışarıya atılmasını sağlayan ve ıdrar torbasından sonraki idrar yoluna verilen isim.
 
ÜRETRİT: Üretranın iltihabıdır.
 
ÜROLOJİ: Kadın ve erkeklerdeki idrar yolları ve üreme sistemleri ile ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalıdır.Bevliye.
 
ÜRTİKER: Hassasiyet sonucu ortaya çıkan deri döküntüleri ve kaşıntı ile belirgin bir durumdur.
 
ÜRİN: İdrar.
 
ÜROGENİTAL: Genital ve idrar yolları sistemi ile ilgili.
 
ÜROGRAFİ: Damardan kontrast madde verilerek böbrekler,idrar torbası ve idrar yollarının belirli zaman aralıkları ile filmlerinin çekilmesidir.Üriner sistem hakkında teşhis amaçlı yapılan işlemdir.
 
VAGOTOMİ: Vagus sinirinin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla dallarından birisinin kesilmesidir.
 
VAGUS: Nervus Vagus onuncu kafa siniridir, kafatasından çıktıktan sonra mide , barsak sisteminin bir kısmına, kalp ve akcigerlere dallar verir.Bu sistemlerin fonksiyonlarında önemli rol oynayan bir sinirdir.
 
VAJEN: Kadın cinsel organı.
 
VAJİNİT: Vajina iltihabı.
 
VAKSIN: Aşı, Bkz.aşı çeşitleri; attenüe, otojen, BCG, polivalen, sabin, salk.
 
VARİS: Kirli kan taşıyan damarların, fonksiyonel bozuklukları sonucu ya da kan akımının önündeki bir engel nedeniyle genişliyerek kıvrımlı bir hal almasıdır.Yüzeyel olduğu gibi derin venlerde de varis gelişebilir.
 
VARİKOSEL: Erkeklerde spermatik kordon venlerinin genişlemesi sonucu torbalar içersinde varis oluşumu.
 
VASKÜLİT: Damar iltihabı.
 
VAZODİLATASYON: Damar genişlemesi.
 
VAZODİLATATÖR: Damar genişletici etkiye sahip ilaç, madde.
 
VAZOKONSTRÜKSİYON: Damarları büzülmesi, kasılması.
 
VAZOKONSTRÜKTÖR: Damarları büzen etkiye sahip ilaç, madde.
 
VAZOSPAZM: Damar kasılması, büzülmesi.
 
VEJETERYAN: Bitkisel gıdalarla beslenen, etyemez.
 
VEN: Kirli kanı kalbe taşıyan damarlar.
 
VERTİGO: Genel anlamda baş dönmesi, hareket duygusu demektir. Ancak tansiyon düşmesi ile ilgili baş dönmeleri bu kapsamda değildir. Vertigodan kastedilen labirentit, iç kulak iltihabı, Meniere hastalığı gibi durumlarda olan baş dönmesi hissi Vertigo diye adlandırılır.
 
VİTİLİGO: Bir cilt hastalığı olup, vücudun çeşitli bölgelerinde, yer yer renk (pigment) kaybı ile karakterize, normal bölgelerden keskin sınırlarla ayrılan beyaz lekeler. Bkz. Resim
 
YABANCI CİSİMLER: Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancı cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen ameliyatla çıkartılmaları gerekebilir.
 
YAĞ EMBOLİSİ: Büyük kemik kırıklarında görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliğindeki yağın bir kısmı açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp damar tıkanmasına neden olur.
 
YAĞLI DEJENERASYON: En çok kalp, karaciğer ve böbreklerde görülür. Bu organlarda, hücreler normal çalışma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde yağ tanecikleri birikir.
 
YALANCI GEBELİK: Tüm gebelik belirtilerinin olmasına rağmen, uterus boştur. Bu duruma yalancı gebelik denir. Daha çok psikolojik menşelidir. 
 
Dr. Sema Karaoğlu Tıp Sözlüğü

 

 

 

Okunma 4786 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 09 Eylül 2013 17:11
Bu kategoriden diğerleri: « Botoks

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

loading...
  • Kimler zatürre (pnömoni) için risk altındadır?
    Kimler zatürre (pnömoni) için risk altındadır? ÖZEL BİR NEFES HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI BÖLÜMÜ Uzm.Dr.Tülay SÖNMEZ 12 Kasım Dünya Zatürre Günü Olması Nedeni ile Açıklamalarda Bulunan; Özel Bir Nefes Hastanesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm.Dr.Tülay SÖNMEZ; Halkı Bilgilendirmek adına Önemli Bilgiler Paylaştı; Zatürre; tıptaki adı ile pnömoni; akciğer dokusunun iltihabıdır. Bakteri, virüs, mantar gibi farklı mikroplarla oluşabilir. En sık görülen, en fazla ölüme neden olabilen hastalıklar arasındadır. Toplumda gelişen pnömoniler (TGP), tüm dünyada hastane başvurularının, yüksek tedavi giderlerinin,…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Çekingen Kişilik Bozukluğunun 6 Belirtisi
    Çekingen Kişilik Bozukluğunun 6 Belirtisi Çekingen kişilik bozukluğu, aşırı utangaçlık ve özgüven eksikliği ile karakterize olarak ortaya çıkıyor. Günümüz toplumunda giderek artan bu kişilik bozukluğu tedavi edilmezse kişinin içine kapanmasına ve sonrasında daha ciddi psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psk. Özlem Soysal, “kişilik bozuklukları” içerisinde değerlendirilen “çekingen kişilik bozukluğu” hakkında bilgi verdi.
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Rahim Ağzı Kanseri Hakkında Doğru Bilinen 7 Yanlış
    Rahim Ağzı Kanseri Hakkında Doğru Bilinen 7 Yanlış Kadın kanserleri arasında ilk sıralarda yer alan rahim ağzı (serviks) kanserinin görülme sıklığı dünya genelinde tüm kadınlar arasında giderek artıyor. Her yıl dünya genelinde 35-55 yaş arasında yaklaşık 570 bin kadın rahim ağzı kanseri teşhisi alıyor. Erken dönemlerde sessiz bir seyir izleyen bu hastalığın ortaya çıkmasında en önemli etken HPV (Human Papiiloma Virıus). Kadın üreme organlarından uterus (rahim) armut şeklinde ve büyüklüğünde (8-9 cm) kas dokusundan zengin bir organ. Rahmin…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • En Tehlikeli 4 Damar Hastalığı
    En Tehlikeli 4 Damar Hastalığı Doç. Dr. Cem Arıtürk, damar hastalıklarının tedavi edilmediği takdirde tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Vücudumuzun yaşam kanalları olan damarlar, vücudun ihtiyacı olan maddelerin kaynağı kanı, kalpten dokulara ve organlara taşır. Sürekli bir çalışma halinde olan damarlar, diğer tüm organlar gibi çeşitli nedenlerden dolayı fonksiyonlarını kaybedebiliyor ve bu durum da tehlikeli sonuçlara sebep olabiliyor. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek için damar yapısı ile fonksiyonlarının sağlıklı olması gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • 6 Soruda Ispanak Zehirlenmesi
    6 Soruda Ispanak Zehirlenmesi Ispanak, mevsim sebzeleri içerisinde en faydalı sebzelerin başında geliyor. Son günlerde görülen ıspanak zehirlenmesi vakaları nedeniyle ıspanak tüketmekten korkulduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, ıspanak zehirlenmelerine ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Ispanağı tüketmeden önce nelere dikkat etmeli? Üzerindeki kimyasallardan arınması için nasıl yıkamalı? Ispanak satın alırken yapraklarının diri olmasına, yapraklarının sarı-kahverengi renkte olmamasına, üzerinde lekeler-benekler bulunmamasına ve yaprak bütünlüğünün bozulmamış…
    in Beslenme-Diyet Add new comment Read more...
  • Spordan sonra en az 500 ml süt içilmeli
    Spordan sonra en az 500 ml süt içilmeli Sporcuların performansını etkileyen temel faktörlerin başında genetik yapı, uygun antrenman ve beslenme alışkanlıkları geliyor. Uzmanlar, spor sonrası kaybedilen protein, mineral ve vitaminlerin kazanılması için günde en az 500 ml süt içilmesi gerektiği uyarısı yapıyor. Uzmanlar, spor sonrası beslenmede, kaybedilen vitamin ve mineralleri yerine koyacak, içerdiği karbonhidrat ile enerjiyi yükseltecek, kas dokusunun onarılması ve geliştirilmesi için gerekli proteini içeren sütün tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • İNSÜLİN DİRENCİ YAŞAM KALİTENİZİ ETKİLEYEBİLİR
    İNSÜLİN DİRENCİ YAŞAM KALİTENİZİ ETKİLEYEBİLİR İnsülin İnsülin: Vücutta enerji dengesini kontrol eden bir hormondur. Görevi, kandaki şekerin hücre içine girmesini sağlamaktır. Hücre içine giren şeker, enerji kaynağı olarak kullanılır. Böylece kanda şekerin yükselmesi de önlenir. İnsülin Direnci Nedir? İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Sinüzit Nedir? Sinüzit Belirtileri ve Sinüzit Tedavisi
    Sinüzit Nedir? Sinüzit Belirtileri ve Sinüzit Tedavisi Lüleburgaz Özel Bir Nefes Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümü hekimlerinden; Op.Dr.İlhan ALTEKİN Sinüzit Belirtileri ve tedavi süreci hakkında önemli bilgilendirmeler yaptı. Sinüzit Nedir? Sinüsler; burun çevresindeki kemiklerin içerisinde yer alan hava boşlukları olarak tanımlanır. İnsanda beş çift sinüs mevcuttur. Bunlar;
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Bembeyaz Gülüşler İçin ROCS Black Edition Kömür Özlü Diş Macunu
    Bembeyaz Gülüşler İçin ROCS Black Edition Kömür Özlü Diş Macunu Beyaz dişler, estetik bir gülüşün olmazsa olmazı… Dolayısıyla hemen hemen herkes gülerken dişlerinin bembeyaz ışıldamasını istiyor. Yüksek kalitede ağız bakım ürünleri ile tüm dünyada tanınan R.O.C.S.’un yeni Black Edition Siyah Diş Macunu, kömürün yüzyıllardır bilinen temizleme etkisi ile kar beyazı dişler ve göz kamaştıran gülüşlere sahip olmanıza yardımcı oluyor. R.O.C.S. Black Edition Siyah Diş Macunu; içeriğindeki kömür özleri, bitkisel enzimler ve mineraller ile dişlerin daha hızlı ve sağlıklı beyazlamasını destekliyor.…
    in Haberler Add new comment Read more...
  • ESSENTIAL LOOKS’TAN SEZONUN RUHUNU SAÇLARA YANSITAN TRENDLER…
    ESSENTIAL LOOKS’TAN SEZONUN RUHUNU SAÇLARA YANSITAN TRENDLER… En çekici podyum trendlerinden ilham alan kozmetik devi Schwarzkopf Professional, yeni Essential Looks koleksiyonu ile sezonun saç trendlerini belirlerken, çarpıcı yorumlarla benzersiz görünümler sunuyor. The Most Hair Design Studio’nun kurucularından kuaför Emrah Demirci “Essential Looks’ta bu yıl herkese hitap eden farklı ve özgün modeller var. 3 trend ve 8 görünüm ile tüm meslektaşlarıma ilham olacak yeni koleksiyon gerçekten muhteşem!” diyor.
    in Güzellik-Makyaj Add new comment Read more...
  • Vajinismus ve Hipnoz (CİNSEL İLİŞKİYE GİREMEME)
    Vajinismus ve Hipnoz (CİNSEL İLİŞKİYE GİREMEME) Vajinanın dış üçte bir kısmında penil girişi ve cinsel birleşmeyi engelleyecek şekilde istemsiz ve sürekli biçimde kasılma olmasına vajinismus denmektedir. - Olumsuz düşünceler ve yanlış inanışlar (Mit' ler) - Tecavüz gibi cinsel saldırılar. - Kaza, hastalık veya cerrahi nedenle cinsel olmayan bedensel travmalara bağlı, ağrı çekmiş olan kadınlarda, - Psikoseksüel çatışmaları olan kadınlarda, - İlk ilişkide ağrı olacağı beklentisi ya da ağrı, - Cinselliğin günah olduğu şeklinde yetiştirilme - Duygusal…
    in Cinsellik Add new comment Read more...
  • Estetik Diş Uygulamaları Yüz Simanızı Değiştiriyor
    Estetik Diş Uygulamaları Yüz Simanızı Değiştiriyor Son zamanlarda çok fazla tercih edilen gülüş tasarımının kişilerin toplum içinde daha rahat gülmesi ve hissetmesi için yapıldığını belirten Dentakademi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi kurucu ortaklarından Dt. Göker Taşkınsu, gülüş tasarımında yüz alanında sima değişiminin önemine dikkat çekti. Son zamanlarda çok fazla tercih edilen gülüş tasarımının kişilerin toplum içinde daha rahat gülmesi ve hissetmesi için yapıldığını belirten Dentakademi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi kurucu ortaklarından Dt. Göker Taşkınsu, gülüş…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • ​Menopoz Döneminde Light Süt İçerek Kalsiyum İhtiyacınızı Karşılayın
    ​Menopoz Döneminde Light Süt İçerek Kalsiyum İhtiyacınızı Karşılayın Uzmanlar, kadınların kalsiyum ihtiyacının arttığı ve vücudun kilo almaya en yatkın olduğu menopoz döneminde gerekli tüm mineral ihtiyacını light sütün giderdiğini belirtiyor, light sütün sağlıklı bir menopoz dönemi geçirmek için etkili olduğunu söylüyor. Genellikle 40 yaşından sonra görülen menopoz, sağlıklı beslenme yöntemleriyle kadınların korkulu rüyası olmaktan çıkıyor. Bu dönemde vücudun kalsiyum ihtiyacının arttığına dikkat çeken uzmanlar, aynı zamanda kilo almaya yatkın bir dönem olduğundan kilo kontrolünü sağlamak, obezite ve yüksek…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • ​Kadınlar Neden Daha Uzun Yaşıyor?
    ​Kadınlar Neden Daha Uzun Yaşıyor? Kadınlar neden daha uzun yaşıyor? Erkeklik kültürü, yaşamı kısaltıyor Kadınların dünyanın her yerinde erkeklere göre ortalama üç ila beş yıl daha uzun yaşamasının ardında biyolojik faktörlerin dışında birtakım toplumsal ve kültürel nedenlerin de olduğu belirtildi. Türkiye’de kadınların doğuşta beklenen yaşam süresi 80,8 yıl iken; erkeklerde bu süre 75,3 yıl. Uzmanlara göre, kadınlar doktora gitmeye daha istekli. Erkekler kültürel dayatmanın bir sonucu olarak sıkıntı ve acılarını paylaşmada zorluk çekiyor.
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Kemik Erimesine Bağlı Kırıklar Hayati Tehlikeye Yol Açabilir
    Kemik Erimesine Bağlı Kırıklar Hayati Tehlikeye Yol Açabilir Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen ve kadınlarda daha sık görülen osteoporoz, önlem alınmaması durumunda kırıklara davetiye çıkarabiliyor. Osteoporoz nedeniyle en sık el bileği, omurga ve kalça kemiğinde kırıklar meydana geliyor. Özellikle kalça kırıkları sonucunda oluşan komplikasyonlar nedeniyle hastaların yüzde 15-20’si hayatını kaybediyor. Kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam ve menopoz sonrası östrojen hormonunun azalmasının osteoporoza neden olduğunu belirten Memorial Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof.…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Kış Sebzelerini Mevsiminde Tüketin
    Kış Sebzelerini Mevsiminde Tüketin Havaların soğumasıyla birlikte sağlıklı beslenme ve bağışıklığın güçlendirilmesi de hastalıklardan korunmak için oldukça önemli. Mevsim sebzelerinin hastalıklardan korunmak açısından önemli olduğunu ve doğal vitamin içerdiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, “Genellikle vücudun vitamin ihtiyacının meyvelerden karşılanması gerektiğine yönelik bir algı olsa da sebzeler de hiç azımsanmayacak derecede vitamin deposu” açıklamasında bulundu.
    in Beslenme-Diyet Add new comment Read more...
  • Meme Kanserinde Erken Teşhis İçin Pembe Korna
    Meme Kanserinde Erken Teşhis İçin Pembe Korna Türkiye’nin en büyük korna üreticisi Seger, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Meme Kanseri Farkındalık ayı olarak kabul edilen Ekim ayına özel anlamlı bir projeye imza attı ve temsili olarak hazırladığı pembe renkli kornalarla meme kanserinde erken teşhise dikkat çekti. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile Seger fabrikada farkındalık ve erken teşhis eğitimi düzenlendi. Türkiye’nin oto sanayilerinin, oto elektrikçilerin ve dünyada dev araç üreticilerinin kornalarını…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • 5 adımda doğru güneş gözlüğü seçimi
    5 adımda doğru güneş gözlüğü seçimi Ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneşin zararlı ışınları gözlerimizi her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Güneşin sıcak yüzünü göstermeye başlamasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı da gittikçe yaygınlaşıyor. Güneş gözlüğüne olan rağbeti fırsat bilen işportacılar da özellikle yaz aylarında piyasaya imitasyon gözlükler sürüyor. Peki, aksesuar konusunda alternatif olması amacıyla rastgele satın alınan güneş gözlüklerinin göz sağlığına verdiği zararın ne kadar farkındayız? Göz Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Opr. Dr. Şehvar Nefesoğlu, 5…
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Balıklama Atlarken Dikkat
    Balıklama Atlarken Dikkat Bütün bir kış yaz tatilinin hayalini kuranlar, deniz kenarlarına akın ediyor. Deniz tatili seçenleri ise en fazla sığ sulara balıklama atlayışların yol açtığı sonuçlar tehdit ediyor. Çünkü en çok 12-25 yaş arası genç erkeklerde görülen sığ sulara balıklama atlayışlar, her yıl çok sayıda omurilik felciyle ve ölüm vakalarıyla sonuçlanıyor. Central Hospital'dan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. A. Şahap Demirboğan, sığ suya atlamanın dönüşü olmayan sonuçlarına karşı uyarıyor.
    in Sağlık Add new comment Read more...
  • Vücudun gizli kahramanı: Magnezyum
    Vücudun gizli kahramanı:  Magnezyum Magnezyum minerali, insan vücudu üzerinde birçok olumlu etki sağlıyor. Vücutta gerçekleşen kimyasal aktivitelerin olmazsa olmazı sayılan magnezyumun eksikliğinde ise böbrek taşı, kramp ağrıları, hatta depresyon gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Peki, vücudun magnezyum ihtiyacının nasıl karşılanması gerekiyor? Kas ve sinir sistemi sağlığı için büyük önem taşıyan magnezyumu içeren besinler nelerdir? Central Hospital'dan Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Ali Kemal Özkan, magnezyum mineralini beslenmenize eklemenizi sağlayacak gıdalar konusunda tüyolar veriyor.
    in Sağlık Add new comment Read more...

Günlük Burç

 

Günlük falınızı Okuyun

İlginizi Çekebilir...

  • Bilgisayar Bağımlılığına Karşı "Teknoloji Detoksu Yapın"
    Bilgisayar Bağımlılığına Karşı "Teknoloji Detoksu Yapın" Yarıyıl tatili devam ediyor. Ailece tatile gidemeyen ya da farklı etkinliklerle zamanını değerlendiremeyen çocukları evde bekleyen bir risk var; bilgisayar ya da tabletin başında geçirilen uzun zaman. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nden Uzman Psikolog Betül Küçükardalı, günümüzde artık telefon ve tabletle tanışma…
    Read 449 times Read more...
  • Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları
    Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Beslenme Alışkanlıkları & Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması”nın sonuçları, 8 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısında açıklandı.12 ilde, 15 yaş üstü, 1563 kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları, günde 4 saat 37 dakikasını TV ve…
    Read 1212 times Read more...
  • Topluluk Karşısında Aşağılanması, Çocuğun Akıl ve Beden Sağlığını Etkiliyor
    Topluluk Karşısında Aşağılanması, Çocuğun Akıl ve Beden Sağlığını Etkiliyor 10 yaşındaki bir öğrencinin okula ait bilgisayarı oyun oynamak için evine götürmesi üzerine, okul müdürü tarafından ‘hırsız’ diye teşhir edilmesi büyük yankı uyandırdı. Topluluk karşısında çocuğu aşağılamanın ve suçlamanın, akıl ve beden bütünlüğünü zedeleyen bir durum olduğu belirtilerek, çocukla konuşulup…
    Read 895 times Read more...
  • Grip Olan Annelere 7 Emzirme Kuralı
    Grip Olan Annelere 7 Emzirme Kuralı Bugünlerde 7’den 70’e pek çok kişi griple mücadele ederken, en büyük endişeyi emziren anneler yaşıyor. Zira onlar, bir yandan da ‘acaba emzirirken grip virüsü sütümden bebeğime geçer mi?’, ‘emzirmeye ara mı vermeliyim? ya da devam mı etmeliyim?’ şeklindeki soru işaretleriyle…
    Read 671 times Read more...
  • Karneleri Kıyaslamaktan Kaçının!
    Karneleri Kıyaslamaktan Kaçının! Dr.Fevzi Özgönül getirilen iyi veya kötü karnelerde anne babalara çok önemli uyarılarda bulundu. Dr.Fevzi Özgönül, 'Asla karnedeki notları yakın bir arkadaşının notlarıyla karşılaştırmayın,eğer karşılaştırırsanız siz kendi elinizle çocuğunuz ile arkadaşının arasını açmış ve onların dostluklarına gölge düşürmüş olabilirsiniz.' dedi. Karneler…
    Read 991 times Read more...
  • Su Olmadan Süt de Olmaz!
    Su Olmadan Süt de Olmaz! Yeni anne olan kişilerin aklının bir köşesinde hep şu soru vardır: Acaba sütüm yetecek mi? Bebeğin büyümesi ve gelişmesinin yanı sıra anneyle olan bağını da güçlendiren anne sütünün miktarını artırmanın yolu sudan geçiyor. Anne sütünün yüzde 90’ından fazlasının su olduğunu…
    Read 523 times Read more...
  • Berlin’den İstanbul’a Oğluna Benzeyen Doktora Geldi
    Berlin’den İstanbul’a Oğluna Benzeyen Doktora Geldi 68 yaşında dişlerini yaptırdı oğluna ikizi kadar benzeyen doktoru seçti Berlin’den İstanbul’a oğluna benzeyen doktora geldi 68 yaşındaki Fatma Bağcı, Almanya Berlin’den İstanbul’a diş tedavisi olmaya geldi. Halen aktif olarak çalışan ve butik pastacılık yapan Bağcı’nın İstanbul’a gelmesinin en büyük…
    Read 436 times Read more...
  • Karlı Havalarda Kefirle Güzelleşin !
    Karlı Havalarda Kefirle Güzelleşin ! Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu soğuk ve karlı havalarda cilt sağlığının önemli olduğunu belirterek, 'Kefir ile cildinizi kardan koruyun' dedi. Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Dr. Şerafettin Saraçoğlu, ''Soğuk karlı havalar yanaklarda çoğu zaman hoşlandığımız pembe - kırmızı arası bir tona…
    Read 1376 times Read more...
  • Gürültü İşitme Kaybı Sebebi!
    Gürültü İşitme Kaybı Sebebi! İşitme kaybı pek çok farklı nedenle oluşabilir. İşitme kayıpları artritler ve kalp hastalıklarından sonra 3. sıklıkta görülen ve toplum sağlığını etkileyen majör sorunlardan biridir. Hafif dereceden ileri dereceye değişen ilerleyici tipteki işitme kaybı her yaştaki insanı etkileyebilir. İşitme kaybı aniden…
    Read 689 times Read more...
  • Yılbaşı Alışverişine Çıkarken Bu Önerilere Kulak Verin
    Yılbaşı Alışverişine Çıkarken Bu Önerilere Kulak Verin Yılbaşı yaklaşırken vitrinler rengarenk. İndirim ve kampanyalar, yeni yıl hediyesi almak isteyenlere fırsatlar sunuyor. Uzmanlar ise alışveriş bağımlılarının bu dönemde dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, kredi kartı limitlerini azaltmayı veya kredi kartı kullanmamayı,ihtiyaç listesi yapmadan alışveriş etmemeyi ve yalnız alışverişe…
    Read 193 times Read more...
  • Felis Sağlık İletişiminin En İyilerini Belirliyor
    Felis Sağlık İletişiminin En İyilerini Belirliyor Felis Ödülleri'ne ilk kez geçen sene ana bölüm olarak eklenen Sağlık İletişimi Bölümü bu yıl eklenen üç yeni alt kategoriyle birlikte 31 kategoride hem sağlık profesyonelleri hem de son kullanıcı hedeflenerek hayata geçirilen işleri değerlendirecek. FELİS SAĞLIK İLETİŞİMİNİN EN İYİLERİNİ…
    Read 718 times Read more...
  • YİYECEKLERİ BİRBİRİNE ÇOK KARIŞTIRMAYIN
    YİYECEKLERİ BİRBİRİNE ÇOK KARIŞTIRMAYIN Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan , "Neyi neyle beraber ve ne zaman yediğinize dikkat etmelisiniz" dedi. Dr.Gönül Ateşsaçan,''Yiyecekler birbirine çok karıştırıldığı zaman sorunlar oluşur. Karışık yemek yenildiği zaman, gıdalar birbirini beklemek zorunda kalır.
    Read 1684 times Read more...
  • Çocuğunuzun spor alanındaki yeteneklerini keşfedin!
    Çocuğunuzun spor alanındaki yeteneklerini keşfedin! Çocukların bütün hayatı derslerden ibaret değil. Çocukların birçok yeteneği var ve bunu keşfetmelisiniz. Özellikle spor alanında ülkemizde yetenekler fark edilmiyor ve spora önem verilmiyor. Çocukların bütün hayatı derslerden ibaret değil. Çocukların birçok yeteneği var ve bunu keşfetmelisiniz. Özellikle spor alanında…
    Read 1293 times Read more...
  • Korkularla Yüzleşmek
    Korkularla Yüzleşmek Korkularla Yüzleşmek Çocuklar; karanlık, hayaletler, yalnız kalmak, hırsızlar, şimşekli sağnak gibi pek çok şeyden korkar. Etraf karanlık ve aklınız hareket halindeyken cesur olmak kolay değildir.
    Read 1596 times Read more...
  • Hani Allah Nerede Sözü Allah'ı İnkar Etmekmidir
    Hani Allah Nerede Sözü Allah'ı İnkar Etmekmidir Peygamber efendimizi (a.s.m.) dinleyelim: “kim kardeşine kâfir derse, ikisinden biri mutlaka kâfir olmuştur. Eğer itham edilen kâfir değilse, küfür itham edene döner.” (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, Îmân, 26) İşte yağmurdan kaçarken doluya tutulmanın en acı tablosu… Nefis durmadan zorluyor, şeytan…
    Read 2391 times Read more...
  • BEDEN AKLIYLA ZAYIFLAMAK!
    BEDEN AKLIYLA ZAYIFLAMAK! Obezite ile ilgili çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül, ideal bedene ulaşılmanın çok zor olmadığını ifade ederek beden aklıyla zayıflama önerisinde bulundu.Fazla kilo yani aşırı miktarda vücutta yağ birikmesi sağlık durumunu hemen etkileyen ve kişilerin ciddi sağlık problemlerinin içine çeken kilolar…
    Read 1904 times Read more...
  • Ruhsal Sorunları Olan Her 10 Anneden 7’si Tedavisiz Kalıyor
    Ruhsal Sorunları Olan Her 10 Anneden 7’si Tedavisiz Kalıyor Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Elif Aysimi Duman tarafından yürütülen Türkiye’deki en kapsamlı hamilelik dönemi projelerinden ‘’Boğaziçi Anne-Bebek İlişkisi Projesi’’(BABİP) kapsamında Albert Long Hall’de halka açık ‘’Anne Ruh Sağlığı’’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda, hamilelik ve sonrasında anne ruh sağlığının…
    Read 152 times Read more...
  • Akciğer Embolisi nedir?
    Akciğer Embolisi nedir? Akciğer embolisi, akciğer atar damarının bir veya birden fazla dalının tıkanması sonucu ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. Tıkanma sebebi çoğunlukla, vücudun diğer bölgelerindeki toplardamarlarda oluşan ve kan dolaşımıyla akciğer damarına ulaşan pıhtıdır. Nadir olarak yağ embolisi, hava embolisi gibi başka…
    Read 569 times Read more...
  • Çocuklarda mastürbasyonla ilgili sık sorulan sorular.
    Çocuklarda mastürbasyonla ilgili sık sorulan sorular. Erken çocukluk döneminde mastürbasyonun cinsel bir anlamı olmayabilir. Çocuklar doğduğu andan itibaren annesini emerek sakinleşir. Mastürbasyonda aynı işlevi görebilir... Sevgili Anne Babalar,
    Read 2887 times Read more...
  • Çocuklar Neden Yalan Söyler
    Çocuklar Neden Yalan Söyler Dünya çocuk klasikleri arasında yer alan Pinokyo’nun yaratıcısı Gepetto Usta, peki sizin evdeki minik Pinokyo kimden etkileniyor? İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Görevlisi Elif Türel Bor, çocukların yalan söyleme sebeplerini ve ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklıyor. Son…
    Read 461 times Read more...
  • DERMATOLOJİ (DERİ HASTALIKLARI)
    DERMATOLOJİ (DERİ HASTALIKLARI) Günümüzde alerjik deri hastalıkları modern yaşam biçimleri, değişen çevresel koşullar nedeniyle gittikçe artmaktadır. Atopik Ekzema, Kontak Ekzema, Ürtiker (Kurdeşen)gibi deri hastalıklarının nedenlerini bulmak; iç kaynaklı veya dış kaynaklı olup olmadığını anlamak ilk basamak tedavinin yanı sıra hastalıkların kronikleşmesini ve tekrarlamasını…
    Read 1563 times Read more...
  • Kilo Vermek Artık Daha Kolay
    Kilo Vermek Artık Daha Kolay Kilo vermekte zorlanan ve sindirim sorunu yaşayanlara destek Malezya’dan geliyor. Malezya’nın dünyaca ünlü egzotik meyvesi Ananas, sindirimi kolaylaştırıcı özelliği ile yağ yakımını hızlandırıyor. Ananas, kanserden tansiyona, gözlerde meydana gelen sarı noktadan diş etleri rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa olumlu yönde etki…
    Read 1154 times Read more...
  • Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir
    Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir Korku, yaşam boyunca deneyimlenen ve aslında bireylerin gelişiminde koruyucu işlevi olan normal bir duygu olarak tanımlanıyor. Küçük yaşlarda fark edilip, tedavi edilmeyen korkular ise ilerleyen dönemlerde ciddi psikiyatrik sorunlara zemin oluşturabileceği için anne ve babaların bu konuda çok dikkatli olması…
    Read 714 times Read more...
  • Selülite Bu Yolla Savaş Açın !
    Selülite  Bu Yolla Savaş Açın ! Selülitin, özellikle dokulardaki lenf dolaşımının herhangi bir sebepten dolayı yavaşlaması sonucunda, hücreler arasında lenf sıvısının birikmesiyle meydana geldiğini belirten Estetik Hekimi DrAlp Okutucu, selülitin kesinlikle bir hastalık olarak kabul edilmesini, selüliti engellemeye yönelik tüm önlemlerin alınmasını ve gerekli tedavinin de…
    Read 1164 times Read more...
  • Yaz Saç Modası
    Yaz Saç Modası Takvimlerin Mart ayına dönmesi ve ilkbaharın gelmesi ile birlikte sezonun saç modası trendleri de merak konusu olmaya başladı. 2018 İlkbahar-Yaz sezonunda farklı yorumlanmış pixie, kısa küt ve katlı saçlar; milenyum mavileri, lila, çam yeşili renkleri ile ilkbahar çiçeği gibi açıyoruz!…
    Read 469 times Read more...
  • Akdeniz’in Üstün Lezzetli Levrek ve Çipurası Dopamin Kaynağı
    Akdeniz’in Üstün Lezzetli Levrek ve Çipurası Dopamin Kaynağı Geçtiğimiz aylarda Uluslararası Tat ve Kalite Enstitüsü (iTQi) tarafından “Üstün Lezzet Ödülü” alan Akdeniz levrek ve çipurası, doğal ortamında yetişen birer Omega 3 kaynağı. Omega 3, vücut için gerekli olan fakat vücudumuz tarafından üretilemeyen yağ asitleridir. Anne sütünün de içeriğinde…
    Read 932 times Read more...
  • Çocuğun Okul Fobisinin Nedeni Anne Olabilir
    Çocuğun Okul Fobisinin Nedeni Anne Olabilir Okulların açılmasına kısa bir süre kala, aileler için çocuklarının okula uyum süreçlerinde yaşadıkları sıkıntılar yeniden gündemde. Kimi çocuk okul korkusu yaşıyor, kimi için de bur korku, bir fobiye dönüşüyor. Birbirinden tamamen farklı olan bu iki sorunun belirtileri ve bu davranışı…
    Read 687 times Read more...
  • Okul Reddi, Ciddi Bir Sorunun Habercisi Olabilir
    Okul Reddi, Ciddi Bir Sorunun Habercisi Olabilir “Karnım ağrıyor, bugün okula gitmesem anne” diye başlayan yakınmalar ebeveynlere sıradan bahane gibi gelse de uzmanlar, okula gitmek istememenin altında daha ciddi sorunların yatabileceğine dikkat çekiyor. Okul reddinin mutlaka ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu belirten uzmanlar, “Okul reddi geliştiğinde…
    Read 700 times Read more...
  • Mezoterapi
    Mezoterapi Mezoterapi nedir? Mezoterapi, ilk kez 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı orta deri tedavisidir. Homeopatik ajanlar, farmasötikal ajanlar, vitamin, bitki ekstraktları mikroenjeksiyon tekniğiyle orta deriye enjekte edilir. Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.
    Read 2970 times Read more...
  • Pelin Otu
    Pelin Otu Orjinal Adı Arthemisia absinthium Diğer Adları Acı pelin, Ak pelin, Acı yavşan Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa olan; ülkemizde Kuzey, İç ve Güney Anadolu'da yabani olarak yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 120 cm'e kadar boylanabilen pelinin, ince tüylerle kaplı gövdesi kokulu,…
    Read 4211 times Read more...