Kendiliğinden yaratıcılık ve ışıkla buluşma

Psikolog Bilun Altunlu ARMAĞAN

“Hayatta çözüm diye bir şey yoktur. Sadece hareket halinde olan güçler vardır. Bu güçleri uyandırdığınız anda, çözümler kendiliğinden gelecektir.”
Antoine de Saint-Exupery
(Küçük Prens’in Yazarı) 

Bu güçler bizde var olan ancak uyandırılmayı bekleyen içsel kaynaklarımız ve doğamızda var olan yasalardır. Bunların varlığını fark ettiğimiz ve dönüştürmeye başladığımızda yaşamımızdaki değişiklikler bizi şaşırtmaya başlar. 

Evet hayat biz isteklerimize ulaşmak için çabalarken başımıza gelenlerle baş etmek zorunda bırakır bizi, ancak tüm bunların da üzerine çıkabilmenin mümkün olduğu ve dileklerimizin bir bir oluştuğu dönemler vardır. Böyle dönemleri, dönüşüm zamanı diye tarif edebiliriz. 

Gerçekten hayatın “dönüşüm zamanına” geçebilmesi için neler yapabiliriz? Bu yazımda sizin ile bunları paylaşmak istedim. Biliyorum bu konularda son yıllarda o kadar çok yazı, kitap ve öneri ortaya çıktı ki sizler de hangisinin gerçekten işe yarayabileceğini bilemez oldunuz.

Bazıları çok doğru ifade edilmiş yanlış veya eksik bilgiler, bazıları ise eksik veya yanlış ifade edilmiş doğru bilgiler… Her ne olursa olsun tüm bunların ışığında ve ötesinde biz ‘YARATICILIĞIMIZI’ ortaya koyarak kendi hayatımızı oluşturabilecek güçte tanrısal varlıklarız. Evet, bilinçdışında bir noktada Tanrı Bilinci ’ne bağlı, yüksek benliğimiz aracılığı ile Evrensel zihin ile bağlantıdayız. Ancak bu çok yüksek frekanstaki enerji boyutlarına uyum sağlamamız hayatımızın bir çok alanında imkansızlaşıyor.

Egomuzun sağlıksız, derinliksiz ve çeşitli defalar erozyona uğramışlığı zihnimizi negatifleştirdiği gibi bun bağlı olarak da duygularımızı olumsuz etkiliyor. Bunlardan dolayı bir türlü kendini gerçekleştiremeyen/evrim yapamayan ruhumuz acı çekerken düşünce kalıplarımız her geçen gün daha da negatifleşiyor. Bu durum olduğu gibi hayatımıza yansıyor ve biz bir türlü istediklerimizi yaratamaz ve baş edemez oluyoruz. 

Kontrollü yaratıcılıktan çok kendiliğinden yaratıcılığa ulaşmamız gerekiyor. Ancak kendiliğinden yaratıcılık bizi hayatın “dönüşüm zamanı” na taşıyabilir. 

Öyleyse kendiliğinden yaratıcılık nedir?

Öncelikle düşünce ve duygularımızın da güçlü enerji formları olduğunu bilirsek, onların frekans ve rezonansları ile ilgilenebiliriz. Ve düşünce ve duygularımızın frekanslarını yükseltmekle başlayıp, evrensel zihin ile rezone etmesini sağlamak bizim bu hayattaki en önemli misyonumuz olmalıdır.

Ancak bu şekilde yüksek enerji boyutları ile aynı titreşim seviyesini yakalayabilir ve ruhumuzun kendini gerçekleştirmesini sağlayabiliriz. Bu da hayatın her alanında kendimizi olduğu gibi kabul etmek, SEVMEK ve DEĞER vermekle oluşmaya başlar. 

Hayata ve kendimize dair her şeye korku ve kaygı yerine SEVGİ ile bakabilme gücümüzü harekete geçirmek en önemli işimizdir. 
“Kendiliğinden yaratıcılığı” hayata geçirirken “dönüşüm zamanını güçlü bir şekilde tetikleyen ışık” tan faydalanabiliriz. 

Işık sevgidir. Her şeyi ve öncelikle kendini sevme gücünü yaşatır. Sevgi enerjisinin kaynağı gibidir. Işık, evrendeki en büyük güçlerden biridir. Onu her yerde olabilen bir canlı varlık olarak düşünebiliriz. Kudretli bir dönüştürücüdür.

Yeni yıla girerken bu seneden beklentilerinizi yaratabilmek için öncelikle arınmak, geçmişin olumsuz izlerini bırakabilmek ve geleceğe olumlu düşünce ve duygularla bakabilmek gerekir. Işık enerjisi bu yolda size yardımcı olacaktır. Işığı kudretli bir dönüştürücü olarak kabul edebiliriz. Bundan dolayı evrenin içinden geçmekte olan ışık dalgası o kadar çok değişim yaratmaktadır. Işık titreşimimizi yükseltebilir, olumlu düşüncelerimizi güçlendirebilir ve kalbimizi açabilir. 

Onunla bağlantı kurup, onun bu gücünü pozitif amaç ve dileklerimiz yönünde harekete geçirebiliriz. Böylece hem kendimizi, hem de çevremizi onurlandıran hayırlar yaratabiliriz. 

Işıkla Yaratma Meditasyonu

Bu meditasyonun amacı, ışığı kendine nasıl çağıracağını, kendini ışıkla nasıl dolduracağı ve ışığı nasıl yayacağını öğrenmektir. 

Adımlar: bu meditasyon için Yüksek Benlik haline geç.

1. Işığı çağırman ve kendinizi onunla doldurman için:


a) Enerjini mümkün olduğunca güzelleştirdiğini imgele. Bunu yaptığını imgelemen, onu güzelleştirmek için gerekli olan tek şeydir. Enerjini güzelleştirirken, seni daha rahat ettirecek, daha derin soluk alabilmene ve enerjinin omurgan boyunca akışına olanak verecek herhangi bir duruş değişikliği yapabilirsin. 


b) Derin bir soluk al ve ışığı davet et. Işık senin çağrına derhal yanıt veren bir canlı bilinçtir. O, bırak omurgana girsin; omurganı başının yukarısından başlayan ve ayaklarından aşağıya kadar uzanan ışık dolu bir çubuk gibi hayal et. Omurgandan dışarıya bedenine doğru ışık yay (yayılsın). Fiziksel düzeyde daha çok ışık tutabilmen için bedeninin her yerinde ek ışık hatları imgele. Hücrelerinde, DNA’na ve sonra bedenindeki atomlara ışık yolla. Tüm bedenini ışıkla doldur. 


c) Bu ışığa hayal edebildiğin en güzel rengi ver. O ne renktedir? Onu altın sarısı mı, yoksa beyaz ya da mavimsi – beyaz renkte mi hayal ediyorsun? Bu ışığın yoğunluğunu ve parlaklığını kendine uygun gelecek şekilde ayarla. 


d) Bu ışığı tüm çevreni saran, başından yukarı, ayaklarından aşağı uzanan bir küre ya da koza gibi hayal et. Bu ışığı bedeninden dışarı, odanın içine doğru yay. Işık küreni öylesine genişlet ki bütün odayı doldursun ve öteye geçsin. Sonra onu öylesine küçült ki bedenine tıpatıp sığıp yerleşecek kadar olsun.

Işık kürenin tam sana uygun olması için ne büyüklükte olması gerektiğine karar ver. Kürenin belli, net bir sınırı var mı, yoksa sınır tedricen zayıflayarak mı kayboluyor? Eğer net bir sınırı varsa, oda içinde nerede son buluyor?

2. Işık Yaymak


Işığı kendine çağırıp, ışıkla dolduktan sonra, birçok farklı şeye ışık gönderebilirsin. Fikirlerine, geleceğe, daha yüce amacına, bedenine, düşüncelerine ve duygularına. Işık gönderdiğin şeyin enerjisini daha yüksek, daha süptil bir titreşim frekansına dönüştürürsün. Değiştirmek istediğiniz bir durum içindeyken, ışık yay ya da diğer insanlara yardım etmek üzere onlara ışık gönder. 


a) Kendisine ışık göndermek istediğin bir kişiyi düşün. Bu kişiye bütün bedeninden ışık yolla. Bunun nasıl bir duygu olduğunu hisset. Daha sonra, ışığın gözlerinden, ellerinden ya da kalbinden doğruca bu kişiye gittiğini hayal et. Işık göndermek için sana en rahat ve doğru gelen yolu kullan. 


b) Işık göndermek istediğin bir şeyi düşün. Işığı çağır ve kendini ışıkla doldur. Kendini bir kristal kadar berrak hayal et, böylece saf bir ışık aktarıcısı olabilirsin. Sonra ışığı, seçmiş olduğun şey her ne ise ona gönder. Daha sonra ışığı kalbinden ve sonra tüm bedeninden doğru bu şeye yolla. Işığı göndermek için sana en rahat ve doğru gelen yolu kullan. 


c) Işığı göndermek istediğin başka şeyleri de düşün, dünya barışı, yerküre, hayvanlar veya her ne istersen. Işık yollarken, kendi ışığının daha parlak ve güzel hale geldiğini fark etmeye çalış.

 
d) Sen şimdi, ışığı nasıl çağıracağını, kendini ışıkla nasıl dolduracağını ve nasıl ışık yayacağını öğrenmiş bulunuyorsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir